Gürkan UluçhanBit Pazarı
-Bir rehabilitasyon merkezinde sevgiliye yazılan mektuplardan oluşan sıra dışı bir aşk romanı-
“Bugün nasıl hissediyorsun diye sordu psikoloğum Gothika.
“Bugün eskiyen gibi hissediyorum. Her an bit pazarında satılacak kadar eskiyen…”
“Ya Pembe Panter? Onu da eskiyen gibi mi hissediyorsun?”
“Hayır, onun eski olduğunu, geçmişin paslanmış kafesinde kapalı bulunduğunu kabuldeyim. Ama onu eskiyen gibi hissetmiyorum. Onu unutamıyorum.
YORUMUM;
Siz hiç yalan söylediniz mi?
Kitaba sonundan başlayarak okuyan ben sonunu okuduğumda bile bu son bence bu kitaba olmamış dedim. Sonra kitaba başladım. Bir aşk romanı gibi görünse de bence aşktan oldukça uzaktı. Bir yazarın terk edildikten sonra alkollü araç kullanırken sebep olduğu trafik kazasında ona sunulan iki seçenekten birini yani rehabilitasyon merkezinde kalmayı kabul etmesiyle başlıyor her şey.
Unutmaya çalışmak ile unutamamak arasındaki ince çizgide yürüyen yazara destek için gelen psikolog ondan mektup yazmasını istiyor. 3 yıl süren ilişkiyi kaç mektupla anlatabilirsiniz?
Yazar 51 mektupla anlatıyor. Yeri geldi artık geri gelsin diye dualar edeceğim raddeye getirdi beni. Olmayan aşk acımı çektim. Sadece aşk değil demiştim ya işte burada devreye yazar ile beraber orada ki arkadaşların hikayeleri yer alıyor. Beni en çok etkileyen Avukat Pinokyo oldu.
Bu mektupların girişinde küçük bir incelik yapıyor yazar sevdiği şiirlerden kitaplardan alıntılara yer veriyor. Kendini tablosunu çizerken resmeden ressam gibiydi kitap. Yazarın yazdıklarını yazan bir yazar. Bit pazarı ne peki dediğinizi duyar gibiyim.
Bizim yazarın gezdiği ülkelerde uğradığı bit pazarlarında aldığı oyuncaklar ve ürünlerden konu alıyor. En can alıcısı ise Pembe Panterdi.
Peki kimi yansıtıyor bu Pembe Panter?
Ah tabiki eski sevgiliyi. Unutmak mümkün olacak mı? Sonu demiştim ya hani akla hayale sığmayan o son...
Sizce bir son nasıl bitmeli aklınızda oluşacak her bir sorunun cevabı bit pazarında.