Bir toplumun sosyo-kültürel yapısının söz konusu henüz işlenmemiş ancak işlenecek olan bir cinayetin bilinmesine rağmen önlem alınmasında ve/veya gösterilecek tepkide ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seren bir yapıt. Vahim ülkemin içinde bulunduğu göç dalgasından dolayı endişelerimi tetiklese de umut her zaman bizimle. Özellikle 2022’nin son gününde yazıyorum ki ileride dönüp baktığımda yaşadığım duygular dünkü gibi taze bir şekilde aklıma konsun.
Yazar, sessiz kalmanın, görüp de duymamanın ağırlığını okuyucuyu da yanına alarak sonuna kadar hissettirdi. Önyargıların bir hayata bedel olabileceğini de şu cümlesiyle hafızalara kazıdı: “Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım!”. Toplumun bir suçun işlenmesinde ne kadar etkisi olabilir diye sorgulatması güzel bir ayrıntıydı. Hatta ayrıntıdan ziyade temelinde vermek istediği bu mesajı bir namus davası konusunu işleyerek ele almasıydı.
Her toplumda kim bilir kitaptaki kahraman Santiago Nasar gibi kaç kişi var. Herkesin bildiği bir sır(!) misali ölümüne seyirci kaldığımız ya da öleceğine ihtimal vermeyip kılımızı kıpırdatmadığımız. “Beni öldürdüler Wene hala” diye kimbilir kaç masumun sesi çıktı dudaklarından son sözü olarak. Önyargıların karşısında durmanın temeli empati kurmak diye düşünüyorum. Umarım aynı empatiyi toplum bilincine de aşina edebiliriz. Gabriel Garcia MarquezKırmızı Pazartesi