Gönderi

8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2022 18:57
Kitabı bitirdikten sonra bir süre etkisinden çıkamadım. Stefan zweig' ın piskolojik çözümlemeler yapmak yerine sadece var olanı anlatması ve bunların sebepleri üzerine düşünmeyi bizlere bırakması çok hoş. Bilinmeyen kadının bu derin duygularına aşk demeyi isterdim fakat daha çok bir hastalık gibi geldi bana. Aşk böylesine hayatı mahveden bir duygu olmamalı. Bir başkasına duyduğumuz sevgiyi böylesi kendimizin önüne koymak insanın hayatını altüst eden bir durum. Elbette aşık olduğumuz kişinin duygularını önemseriz ama sırf onun duyguları incinmesin diye kendi duygu dünyasını paramparça eden bir kadın var karşımızda. Kahramanımızın duyguları aşk değil daha çok saplantı, tüm ömrünü bir insanın ömrüne bağlamak gafleti... Galiba öncelikle kendimizi sevmeliyiz dedirtti kitap bana öbür türlüsü yalnızca acı veriyor çünkü. Kadının daha küçük bir kız çocuğu iken aşık olması içinde bulunduğu duygusal boşluktan kaynaklanıyor. Annenin umursamazlığı, bir baba karakterinden ise yoksun oluşu bağlanma isteğini tetikliyor insanın. Kadının sonrasında bu duygulardan ölünceye dek vazgeçmiyor fakat sevdiği adama asla kendisini tanıtmıyor onun tanımasını bekliyor ama adamın asla tanımıyor buna rağmen sırf sevdiği adamı üzmemek için dugularını ona açmamayı tercih ediyor kadın. İnsan ister istemez acaba anlatsaydı neler olurdu diyor başta kadının kendini adama layık bulmadığını düşünmüştüm fakat kadın sonrasında çok güzel ve arzulanan bir kadın olduğunu belirtiyor çünkü asıl istediği âşka mecur hisstmemesi sevdiği adamın onunda karşılık beklemeden sevmesi ama olmuyor yazarımız kadının da dediği gibi onu asla tanımıyor bile. İnsanı en çok yaralayan da bu oluyor önemli olmamak, fark edilmemek, öylece geçip gitmiş olmak sevdiğinin hayatından.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
·
18 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.