·344 syf.····Okunma: 01 Ocak 2023 14:49 1920'li yıllarda Meksika'nın güneyindeki küçük bir kasabada yaşar Casiopea Tun. Babasının ölümünden sonra hiç istemese de, annesiyle birlikte zalim büyükbabası Cirilo Leyva'nın yanına dönmek zorunda kalırlar. Ev işleriyle ilgilenmek ve kuzeni Martin'in zorbalıklarına katlanmakla geçer Casiopea'nın günleri, yıldızları izlemeyi, kitap okumayı sever ve bir gün çok uzaklara gitme, özgür olma hayalleri kurar Casiopea. Bu hayalleri onu büyük bir maceraya iter. Büyükbabasının odasında kilitli duran sandığı açmasıyla ummadığı bir yolculukta bulur kendisini, zira sandıkta yıllardır mahsur kalmış Şibalba Lordu Hun - Kame'nin kemikleri vardır. Eline batan kemik kıymığıyla canlandırdığı Şibalba Lordu'nun, kendisine ait olan tahtını geri almak için bir yolculuğa çıkması gerekir ve Casiopea da bu yolculukta onunladır. Zorlu ve başarısızlık halinde ucunda ölüm olan bir yolculuktur bu.
Mitoloji ve kurgunun iç içe geçtiği bir kitap, Yeşimin ve Gölgenin Tanrıları, ancak bu sefer Maya mitolojisine ait ögeler karşımızda. Yazar, kitabın son bölümündeki Sözlükçe'de belirttiği üzere Mayaların kadim zamanlarından beri aktarılagelmiş sözlü geleneğin yazıya geçirilmesiyle oluşturulan Popol Vuh'tan esinlenmiş. Ancak kitabın bir antoloji olmadığını kendisi de belirtiyor. Kurgunun mitolojiyle harmanlandığı, maceranın ise daha ön planda olduğu bir kitap. Bu güne kadar alışık olduğum Yunan ya da İskandinav mitolojisinin aksine Maya mitolojisine dair bir şeyler ile karşılaştığım ilk kitap oldu. Baş karakterimiz Casiopea, özgür ruhlu, inatçı, hayallerini gerçekleştirmekten, maceraya atılmaktan korkmayan bir karakter. Yolculuk boyunca karşılaştığı onca zorluğa rağmen pes etmiyor, kitapta karakter gelişiminin de oldukça iyi aktarıldığını düşünüyorum. Yol arkadaşı Hun - Kame ile olan bağları ve her ikisinin gelişimi de okuması keyifli kısımlardandı benim için. Özetle kitabı fazlasıyla beğendiğimi söyleyebilirim. Mitoloji ve kurgunun bir arada olduğu kitapları seviyorsanız, kesinlikle listenize alın derim.