“ önce güneşin ışıklarını söndürmüştüm. gündüzün bir yararı yoktu.
başımı elime, elimi deftere, defteri masaya dayamışım.yok gündüzle gelen herhangi bir fayda yok önce bunu düzeltmeliyim diyorum kendime bırak hayatı, önce gününün tamamını kullanmayı öğrenmen gerek.
biliyorum önce istemek gerek. hayata hakim olmayı istemek.
geçmişe bakıyorum. çok değil hemen iki üç sene öncesi. bırak hakim olmayı diyorum, bir hayata bile sahip değildin. çok uzun süre içinde yaşadığın bu hayata uzaktan baktın. elinde olmayanı yaşadın. ama bugün sahipsin bu yaşama. neden artık hakimi de olamayasın?
gündüz. seni tanıyan insanların gelip kapını bile çalmadıkları o zaman dilimiydi.
hayatını kullanabilmek adına önce kendini kullanmalı.
hayır. ne kadar uğraşırsan uğraş karşındakinin hayatına hükmedemeyeceksin. belki ona bir nebze iyi gelebilirsin, ama kötü olduğunda bunu büyülü bir değnekle bile düzeltemezsin, çünkü sen o değilsin.
hayır. acınla alay etmeyi bırak, yüzeyde bırakma onu, yaşa. önce acını yaşa in derine, en derine. bedeninin tüm duvarlarında hisset. harmanlansın ruhunla. harmanlansın ki derin sevinçler de yaşayabilesin. ne kadar dip açarsan kendine o kadar doldurabilirsin kendini her duyguyla. sevinci de yaşarsın ucuna kadar, mutluluğu da.
hayır. dinleme kimseye güvenme diyenleri. güven ve sev sonuna kadar. ama kabullen, kabullen ki insan insandır. hepsi fıtratça birbirinden farklıdır. güvenin ve sevmenin bir lezzeti vardır. ruhun ısınır. karşındaki ile dolanır da dolanır ama çoğu zaman her sarmaşık için bir kış mevsim vardır unutma.
hayır. o meslek, o bölüm, o okul, o hayat ideali senin fikrin değildi. evet belki ilk başta istedin. tamam geç de olsa fark ettin. tüm hayatını aynı saatlerde, aynı döngülerle devam ettiremezsin. bir mevki uğruna ömründen yıllar veremezdin. kullanmayı öğrenmeye çalıştığın şey bir anda yok olabilir çünkü. bunu yarınlarda yaparım diye kenara attığın her özlem yarınlarla birlikte yok olabilir.
önce bunu fark ettim. ölümü bugünüme kamçı ettim.
günümün tamamını sevmeyi böyle öğrendim.
geç kalınamayacak kadar kısa bir randevu bu hayatla.
elinde olmayanı onarmaya, şöyle bir baktım geçtim demeye ya da yalnızlıkla çarçur etmeye değmeyecek kadar kıymetli dakikalar yaşadığımız.
insan her zaman anda ve burada olamaz bu ayrı. çoğu zaman şevk ve şüphe ortasındaki ömrün seni yıpratacak. her düşüşün hatta düşemeyişin acıtacak. bunun kıymeti ile kısacık bir anda yaşadığın tarifsiz her mutluluk geride kalanı hiç hatırlatmayacak. bunun kısa bir zamanla yetinmek olmadığını, geçirdiğin her ana derin sevincinle kök saldığını anladığın günü hep hatırla. yeşillendiğinde ve hatta çiçeklendiğinde yeniden solabileceğini bil. her zaman galip olamazsın, hakim de olamazsın, hatırla. yeter ki tamamıyla mağlup olma. köklerini hiç kurutma.”