"Beni de böyle kendini gerçekleştirmiş ve tamamlanmış biri olarak kabul ettin, bu yüzden diğer hepsinden öte sevdin; bunu gayet iyi biliyorum."
"Erkekler mi, öff! Kaçasım geliyor. Niçin onların istediği her şeyi yapasın ki?"
"Daha farklı olabilir miydi? Aksi halde bütün alçakgönüllü çabalarıma rağmen beni değersiz hissedip itmek elinden gelir miydi?"
"Altı yılımı yoğun bir çalışma içinde, bazı şeylerden vazgeçerek ve çabalayarak geçirdim."
"Belki de sen beni uzun süre bazı konularda işe yaramaz hale getirdin bana sunduğun fazla sert şarabınla. Diğer bütün sarhoşluklara baskın geldin."
"Seni yolundan sadece budalaca bir evlilik çıkarabilirdi."
"Bizim artık annelerimiz ve büyükannelerimiz gibi düşünmediğimiz içlerinden birinin bile aklına geliyor mu sanıyorsun? 'Efendim aşağı, efendim yukarı' diye etraflarında dört dönüp duran kadınlardan değil de artık kendi kendimizin efendisi olduğumuzun, kısacası eski kölece anlayışları rafa kaldırdığımızın farkındalar mı sence?"
"Onun yanında ağladım, bağırdım, ama sonunda ondan gülmeyi öğrendim."
"Fakat zamanla seni niçin kaybettiğimi anladım: Senin neyin eksikliğini çektiğini göremediğim için, senin içindeki güçlü ve sağlıklı olan yanı yanlış anladığım için; sen gelişimin engellendiği için, kendini sanatsal anlamda ifade edebilecek durumda olmadığın için hastalıklı görünüyordun."
"Sen de öylesine, öylesine hatalıydın ki! Kabullendiğin ve bana uyum gösterdiğin için hatalıydın, benim budalaca mükem-meliyetçiliğime eleştirmeden inandığın için ve tutkuyla boyun eğdiğin için hatalıydın. Beni kendi üstünde değil de yanında görmüş olsaydın yeterdi; ah, öyle yukarılarda göreceğine kendinden aşağıda görsen bile daha iyiydi."
"Ben yoksunluktan, karanlıktan ışığa gelir gibi geldim sana."
"Gerçekten bize ait olan bir şeyi Adine, hiç kimse elimizden alamaz. Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur."