Puan vermedi·191 syf.····Okunma: 31 Aralık 2022 00:00 Yazarın çok güzel bir üslubu ve harika bir Türkçesi var. Ancak… Ancak kendisi çok negatif yüklü. Yarattığı karakterler hiçbir şeyden memnun olmuyor, karakterler her şeyi eleştiriyor. Örneğin insan canı simit çekti diye kendini eleştirir mi? Eleştiriyor. Bu da beni yoruyor. Hayat zaten bir sürü dert ve kederle doluyken bir de böyle boş ve anlamsız dertleri mi dinleyelim, okuyalım? Friends’te Phoebe’nin Rachel’a “dertlerinin değersiz liseli ergen tripleri olduğunu” söylediği bir sahne vardı, işte ben de kitabın çoğunu Pheebs’in o ağız büker tipiyle okudum. Ayrıca kitaba adını veren “coşkuyla ölmek” fikrini de çok çiğ ve hariçten gazel okur buldum. Ölümle genç yaşta burun buruna gelen veya aile fertlerinden birinin genç yaşta ölümüne şahit olan bir insan “gençken ölmeliyim/ölmeliydim” demez bence. Yunus Emre bile gençken ölenlere üzülüyor ve “gök ekini biçmiş gibi” diyor ki sufilerin yaşamdan çok ölümle haşır neşir olduğunu söylesek hata etmiş sayılmayız. Velhasıl kitap beni manen çok yordu ve bu nedenle okuyup bitirmem aylar aldı. Halbuki başlarda o su gibi Türkçesiyle kitaba aşık olmuş, başımı yana eğip kitabın sayfalarına hayran hayran bakarak okuyordum.