yanlış hatırlamıyorsam okuduğum ilk dünya klasiği. klasik okumaya beni teşvik eden mükemmel bir kitap. yazarın 350 yıl öncesini sanki orada yaşamış gibi mükemmel bir biçimde tasvir etmesi, betimlemelerin sayfalarca sürmesine rağmen hiç sıkmaması, olay örgüsü; kısacası her yönüyle muhteşem bir eser. kalın olmasına rağmen akıcılığı sayesinde çok çabuk bitiyor, bitince de keşke bu kadar hızlı bitirmeseydim diyorsunuz. umarım bir gün hafızamdan silinir ve tekrar okuduğumda yaşadığım duyguları yaşarım. içimizdeki hırsın ruhumuzu kamburlaştırması ile Quasimodo’nun kamburunu karşılaştırdığımızda inanın o bizim yanımızda çok masum kalıyor. umarım paralel bir evrende hak ettiği hayatı yaşar