Ben bazı yerlerde çok sıkıldım. Benzer cümleler arka arkaya kullanılmış. Vermek istediği mesajı verdiği halde benzer temalı bölüm tekrar yazılmış gibi geldi. Özellikle otel ve linç temalı yerlerde bunu çok hissettim. Kitabın en başından beri merak ettiğim birkaç soru vardı. Biri ana karakterin adı neden Gaza? Yazar neden bunu koymak istemiş. Bir yerde babasının dönüp ‘sana şöyle şöyle olduğun için gaza dedim oğullll’ gibi yazarın açıklayıcı olmasını bekledim. Olmadı. İkincisi babasının adı Ahad, dahanın tersi. Burdan da bir metafor çıkacaktır kesin dedim, tek cümleyle geçti gitti. Kitabın kapağını kitap bitip de kapayınca anlıyorsunuz. Labirent, çocuk, eller, güneşe uzanmak vs. Kitabın konusu o kadar sıradışı ki, bu kitap benim hayata bakış açımı değiştirir diyordum, yok olmadı. Ana karakterle bağ kuramadım. Kitabı okuduktan sonra buraya geldim puanını görünce ben kitaptan anlamıyorum heralde, biraz incelemeleri okuyup kaçırdığım yerleri anlayayım dedim, elle tutulur şurası da çok çarpıcıydı diyip bir noktayı işaret etmemişler. Herkes genel kitap özeti yazmış: kaçakçının oğlu 10 yaşında tecavüze uğramış sonra o da 14 yaşında tecavüz ediyor… kitabın arkasını kopyala yapıştır yapmaktan ne zaman vazgeçeriz?
*Buradan sonrası kitapla ilgili spoiler içerebilir*
Mesela kitabın en başından beri ahad Türkiye’ye kaçak yollardan gelmiş ve kalmış olsun, aslında ordan kaçanların halini en çok o anlasın ama para için değişmiş olsun diye bekledim. Çünkü ahad, gaza bunlar çok Türkiye’de kullanılan isimler değiller. Hatta Afganistan’a dönünce acaba ikizi mi var onu mu görecek, annesi birini bırakmak zorunda kaldı diğeriyle mi kaçtı diye bile düşündüm. Ama aldığı canı geri vermeye gitmiş meğerse. Burası güzeldi bu arada.
Çocuğun annesinin mezarını bulduktan sonra anne babasının kim olduğu net kesinleşsin istedim. Ama biz neye inanmak istiyorsak ona inanıyoruz şimdi. Konu havada kaldı gibi hissediyorum. İçimi gıcıklıyor. En boktan senaryo olsaydı ama net bir şeye bağlansaydı.
Pakistan’da esir düşüyor 2 ay. Önceden kendisi yönetiyordu o insanları, şimdi onlar onu yönetiyor. Bence bu çok büyük bir keser döner sap döner gün gelir hesap döner meselesiydi. 3-5 sayfa bir şey sürdü. Ordan mesela elinde 2 şişe suyla çıkması. Kaçaklara suyu parayla satıyordu ve gün döndü yani.
Sonra en büyük soru işaretlerimden biri enkazdayken daha daha diyen biri vardı. O noldu. Öldü mü kaldı mı kimdi ne oldu. Keşke o daha diyen bu kişiymiş diyip biraz da onun hikayesini okusaydık. Kitabın adını 50 kere sayıklayan bir karakter var ve biz kim olduğunu bilmiyoruz. Saçma geliyor. Zaten çocuğun 13 gün sonra enkazdan sıyırıklarla çıkması hiçbir sorunu olmaması ütopik bir şey ama hadi bu kitaptır olur öyle şeyler, peki ya orda konuştuğu kişi?
*spoiler bitti, ben de*