8/10
·235 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2023 12:21
Sunay Akın, kitabın adının hakkını vermek istercesine ünlü kişilerin hayatları ile aynı tarihte yaşanan uzayla ve özellikle "ay"la ilgili olayları bazen de uzaydan tamamen alâkasız olayları ilişkilendirerek öykülerini oluşturmuş. Bunu genellikle her hikâyede alâkasız iki ünlü kişiyi (bazen de pek ünlü olmayanları) bağdaştırarak yapmış: Misal Osmanlı'nın Viyana kuşatmasının bozgunla sonuçlanmasından sonra Lambach'ta kalan ve yerlilerin elinden kurtulup orada yaşayabilmek için Hristiyanlığa geçen yeniçeri Ali ile sigara içtiği için Rahip Okulu'ndan kovulan, Ali'nin içeri alınarak hayatının kurtulduğu kapıda ağlayarak affedilmesi için yalvaran Adolf Hitler... Ya da THY'nin en fazla can kaybı yaşanan kazası olan 3 Mart 1974'te düşen Ankara isimli uçakta hostes olan Rona Altınay, yani Ferhan Şensoy'un 'Civciv'i. Beraber Güzel Sanatlar Akademisi'ne girme hayalleri Civciv'in başarısız olmasıyla suya düşer ve Civciv İzmir'e döner. Tekrar İstanbul'a döndüğünde başkasıyla nişanlanmış ve hosteslik sınavına girmiştir ve başarılı da olur... "Aşkın da kanatları vardır ve gün gelir, kırılır..." Kitaptaki öyküler ilgi çekici, şaşırtıcı ve bir o kadar da gerçek konulardan seçilmiş: Cervantes ve Mimar Sinan'ın aynı eserin yapımında bulunması, Atatürk'ün ömründe hiçbir zaman uçağa binmemesine neden olan uçak korkusu, II. Beyazıt'ın Leonardo da Vinci'nin Haliç'e köprü yapma önerisini reddetmesi, Piri Reis'in ünlü haritasının işçilerin yer sofrası olarak kullandıkları parçasının şans eseri bulunuşu, benim de çok sevdiğim bir sanatçı olan Yaşar'ın bir akşamüstü Fransa'nın bir köyünde ziyaret ettiği Chagall isimli bir ressama ait mezar... Aynı zamanda kendisinin kurduğu Oyuncak Müzesi'nin gelişiminde önemli rol oynayan Gürol Kutlu'dan öykülerinde sık sık bahseder yazarımız. Mustafa Kemal'in oğlu olan (Atatürk olan değil) Gürol Kutlu, uçağın sorun çıkardığı ve düşeceği kesin olduğu bir uçuşta paraşütle uçağı terk edip uçağın üzerine düşeceği köyü kaderine terk etmek yerine sonuna kadar uçakta kalır ve köyü kurtarır. Şans eseri öyle bir kazadan kendi de büyük hasarlarla da olsa kurtulur, daha sonra ise Oyuncak Müzesi'nde çalışmaya başlar ve büyük katkı sağlar oraya. Oyuncaklara konu gelmişken kitapta oyuncaklara da genişçe yer verilmiş. Çocukların eline verip sadece onları oyalamak, ayak altından uzaklaştırmak için varoldukları sanılsa da zihinsel ve ruhsal gelişimlerinde önemli etkisi olan oyuncaklara büyük önem vermiş. Zaten bundan sadece kitabında bahsetmek bir yana Türkiye'nin ilk oyuncak müzesini 2005'te Kadıköy'de kurarak da bunu kanıtlar. 1700'lü yıllardan itibaren günümüze kadar ulaşan, dünyanın dört bir köşesinden getirilmiş oyuncaklar sadece küçüklere değil büyüklerin içindeki çocuğa ve geçmişlerine de hitap ediyor...
Edebiyat
Ay HırsızıSunay Akın · Türkiye İş Bankası · 20142,872 okunma
·
701 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ferhan Şensoy’un civcivi Rona Altınay değil, Gönül Bayraktar’dır. Kitapta bu kısım doğru verilmiştir, sanırım siz yorumlarken karıştırdınız. Bilgi karışıklığı olmasın diye yorumlamak istedim, keyifli okumalar.