3. Dünya Savaşı'ndan sonra dünya üç ayrı parçaya bölünmüştür. Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya. Olaylar distopik bir evren olan Okyanusya'da geçer. Dünyanın en büyük devleti olan Okyanusya günümüz Londra'sının yerine kurulmuştur. Okyanusya deyim yerinde ise tam bir korku imparatorluğudur. Ülkede yaşayan herkes, yönetim diktesinin buyurduğu her şeye harfi harfine uymak zorundadır. Bu evrende ne kitap okumak serbesttir, ne aşık olmak ne de dostluk ve arkadaşlık kurmak... Renkli giyinmek yasak, makyaj yapmak yasak, yolda gördüğünüz herhangi birine selam vermek yasak... İnsanların temel ihtiyacı olan seks bile rejimin uygun görüldüğü şartlarda ve sadece üremek için yapılır. Öyle ki duygu ve düşüncelere bile yer yoktur bu ülkede.
Adına 'telekran' dedikleri cihazlarla insanların jest ve mimikleri bile kontrol altına alınmaktadır. Çocuklar bile aykırı düşünen ebeveynlerini düşünce polisine şikayet etmektedir. Ses, görüntü ve en ufak hareketlerinizi algılayan telekranlarla her an düşünce polislerinin baskınına maruz kalabileceğinizi düşünerek yaşayabilir misiniz?
Hükümetin haberleşme ve sansür işlerinin yürütüldüğü bakanlıkta çalışan Winston Smith, diğer çalışanlar gibi görevi gereğince halkı yalanlarla uyutmak ve sahte gerçeklikler yaratmak zorundadır. Ancak Okyanusya'ya
ait her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiği an, vatanseverliğini ve hayatını üzerine kurduğu bu sahte dünyayı sorgulamaya başlar. Aynı bakanlıkta çalışan iş arkadaşı Julia'ya aşık olması da işlediği suçu misliyle arttırır. Her fırsatta beraber olmaya çalışan Winston ve Julia yakalandıklarında birbirlerine sadık kalabilecekler mi? Partinin suçlulara yaptığı akıl almaz işkenceler sonunda ilk ihanet kimden gelecek?
Okuduklarımın bir kısmı çok tanıdık geldi. Elimizden geleni yapıp engel olmazsak ülkemizin Okyanusya'dan farkı kalmayacak. Reis'in Gözü Üzerimizde! :)
#okudumbitti
#bindokuzyuzseksendort
#georgeorwell