Boşanma sürecinden sonra taraflardan birinin yaşadığı yıkımı gösterme vaadindeki Doğal Roman’da farklı hikâyeler ve farklı başlangıçlarla örülü bir kurgu görüyoruz. Gospodinov postmodernizmin bütün nimetlerinden yaralanmış. Birden fazla hikâyenin olduğu romanda başı sonu belli olan bir kurgu beklentiniz olmasın. Başlangıçlar var, arada duygu durumları var, tespitler var, güzel cümleler var, hikâyeler var ama başı sonu belli modern roman yapısı yok.
Bir kurguda (film ya da roman) kahramanların tuvalete gittiğinden, sineklerden ya da bitkilerin üremesinden bahsedilmez ama hayatın doğalında bu vardır diye açıklama yapmış Gospodinov. Bunlar hepsi de gerçekten kitabın içinde var. Yazarın çıkış noktası çok yaratıcı ve dikkat çekici. İşleyişi bakımından fazla dağınık olması bu konuları boşanma sürecindeki bir adamla bağdaştırmamı zorlaştırdı.
Yazarın dili çok güzel. Tek bir cümle ile bütün bir duygu durumunu (hayal kırıklığı, çaresizlik) anlattığı bölümler var. Saygı duyulası bir noktaJ Ve çok zeki olduğunu düşünüyorum yazarın. Kafa yorduğu konular olsun onları ele alış biçimleri olsun zekasını hissediyorsunuz.
Metinlerarasılığın kullanımı bu kitapta sanırım beni en rahatsız eden şey. Gospodinov alıntılarını incelikle yapma gereği duymamış. Elbette çalma fikriyle yapmamıştır ancak o kadar çok alıntı var ki kitapta sanki göndermeler olmasa romanın olmayacağını düşünüyorsunuz. Yazarın kendi yazdığı bölümleri güzel güzel giderken bir anda karşınıza bilindik metinlerden alıntılar çıkıyor. Sizin olaya tanıklığınızı kesiyor böylelikle. Karakterle özdeşlik kurmanız zorlaşıyor.
Üst kurmaca ise ilk başta size yazarı benim dese de kitabın sonunda bu üst kurmacayı da ayrı bir kurguyla sunduğunu görüyorsunuz. Yazarın “ben buradayım,” dediğini duyuyorsunuz ama sesin nereden geldiğini tam anlamıyorsunuz.
Postmodernizmi kişisel olarak ne kadar sevdiğinizle alakalı olarak kitaba karşı tutumunuz belirlenecektir. Ben Bulgar yazarla tanıştığım için çok memnunum