Stefan Zweig 'ın yine vazgeçilmez mekanı olan, aynı şekilde Satranç kitabında da tüm hikayenin bir gemi de geçtiğini anlatan kitaplarından. Fakat bu sefer konusu biraz daha farklı..
Geminin en konforsuz yerinde seyahat eden bir adamın, küçük bunaltıcı odasından, nefes almak için gece yarısı rıhtıma çıkması ve ardından Amok koşucusuyla karşılaşması ile birlikte hikayemiz başlıyor. Sonrasında herşeyini içine atmaktan boğulan Amok koşucusu, kendisini daha fazla tutamayıp yeni tanıştığı bu adama hiç kimseye anlatmamaya yemin ettiği o sırrı açıklıyor..
Ve bu sırrı açıklarken sizi geçmişe götürerek o anı şimdi yaşıyormuşsunuz gibi bir his veriyor.
Ormanda yaşayan ve aynı zamanda cerrah olan, Amok koşucusu bir gün hiç beklenmedik bir misafir ile karşılaşıyor. Evinin kapısını çalan ve yüzünü peçesiyle kapatan Madam, doktorla sohbet etmeye başlıyor. Uzun bir muhabbetin sonunda kadın peçesini kaldırarak adama kendini gösteriyor. Amok koşucusu bu güzelliği karşısında Madama aşık oluyor ve doktorluğunu bir kenara bırakıp, kendini kaybederek aklına kötü düşünceler getiriyor. Madam bunun farkına varınca, rahatsız olup evden uzaklaşıyor.
Yaptığı dikkatsizliğe karşı kendine sinirlenen doktor. Kadını kaybetmemek için peşinden koşuyor ve Amok koşucusu lakabını burdan alıyor.
Hikayenin devamında Madamın, neden doktora ihtiyacı olduğunu ve niye özellikle Amok koşucusunu seçtiğini, aralarında aşkın olup olmadığını ve birçok sorunun cevabını en önemlisi, bu gizemli bayanın sırrını öğreniyorsunuz...
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma