·413 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mayıs 2017 05:15 Kitapta en yakın arkadaşı Kazangap'ın cenazesini Ana-Beyit mezarlığına defnetmek üzere yolda giderken, geçmişe ait hatıraları yeniden canlanan Yedigey'in hikayesi anlatılıyor.
Kitabın ana konusu mankurtluktur.Yani insanın geçmişini geleneklerini unutmasıdır.İşte bu yüzden bu kitabı inceleme konusunda oldukça kararsızdım çünkü kitap hakkında bazı olumsuz düşüncelerim vardı, o da kitabın gelenekçiliğe vurgu yaptığını düşünmemdi.Kitabı bitirdiğimde geçmiş, gelecek şu an ki zaman dilimi hakkında düşünmeye sevk etti, ayrıca gelenek dediğimiz belli bir süre evvel sürekli tekrarlanan davranışların günümüze kadar ulaşmasını ve bunun fanatikliğini; zamanın karşısında herşey değişirken ve o zamana göre yeni bir şekil alırken bazı şeylerin değişmemesi için yapılan anlamsız savaşları sorgulattı bana bu kitap.Sanki ilk oluştukları döneme ait yenilikler değillermiş gibi.İşte böyle derin düşüncelerde boğuldum bu kitabı bitirince.Ancak daha sonra bu kitabın ana fikrinin gelenekçiliğe vurgu olmadığının farkına vardım.Gayet insani, saf bir duygu durumu olduğunu keşfettim.Bu da sadece "geçmişe özlem".İnsan herhalde zamanın nasıl akıp geçtiğini ve herşeyin yavaşça nasıl da değiştiğini anlayamıyor ve herşeyin değiştiğini anladığında kendi zamanına dönmek istiyor.Kitabın gerçek konusunun bu olduğunu düşünüyorum.
Kitabın dilinin yalın olması böylesi ağır ilerleyen kitaplarda okuma yönünden kolaylık sağlıyor.Ayrıca yazarın belli bir gerçeğin farklı gözlemciler tarafından yorumlanması ve bu gözlemcilerin bazen hayvan olması hayvanın kişileştirilmesi kitaba farklı bir tat vermiş.Kitabı okumanızı tavsiye ederim.