·238 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Ocak 2023 00:23 Çoğu kişinin dilinden düşüremediği bu kitabı elime alma zamanım gelmişti. İlk bölümü okurken gerçekten bu kadar çok Osmanlı zamanı terimleri kullanılacak ve okumam hep sekteye mi uğrayacak diye endişelenmedim değil. Yirmili sayfalardan sonra olay içinde olay örgüsüne kapılınca tereddütüm azaldı.
Baş kahramanımız Uzun İhsan Efendi, evinden çıkmayarak düşleriyle gezintiye çıkar ve gezileri sonucunda Puslu Kıtalar Atlası eserini oluşturur.
Uzun İhsan Efendi, Descartes' in " Düşünüyorum öyleyse varım." felsefesinden yola çıkarak " Ben düşündüğüm için sizler varsınız." felsefesini yaratıyor. Düşlediği şeyleri bir bir not edip oğlu Bünyamin' e veriyor.
Aslında yaşadığı her şeyin kitabın bölümlerinde olduğunun bilincinde olmayan Bünyamin, en güzel duygularıyla merak ve keşif duygusuyla, Dünya' yı okumaya çalışıyor.
Kitabın içerisinde birçok karakterden ve karakterlerin hikayelerinden bahsediliyor. Bu kişiler ara ara bazı sayfalarda birbirleriyle kesişiyorlar ve okuru kitaba bağlayan olay örgüsünü dinamik tutan esas nokta bu.
Felsefe okumuş olan yazarımız Anar, kitapta insanları dönemeçli yollara sokup ters köşe ediyor.
Gerçeklik algınızı sorgulatan ve çokça düşündüren bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Kitapla kalın..