Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 07 Ocak 2023 17:20 Kapağını kapattığımızda üzerinden bir ömür geçmiş hissi yaşatan kitaplara hayranım. Bu hissi Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’sinde ve Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabında da yaşamıştım, Ernaux’nun Seneler kitabında da yaşadım. Bu isimlerle aynı cümlede yer alması bile yazarın başarısını ortaya koyuyor bence. Nobel zümresini de tebrik ederim; geçen seneki Gurnah rezaletinden sonra politik doğruculuk oynamayı bırakıp ödülü hak eden birine verdikleri için.
Seneler adı gibi bir roman. Yazar bir fotoğraftan esinlenerek bir dönemi kendi hayatıyla eşleştirerek anlatıyor. Bir yanda Kennedy’nin ölümünden bahsederken diğer yanda bu ölümü yeterince umursayamadığını çünkü o dönem hamile olduğunu öğrendiğini söylüyor. Bir yandan toplumsal hezeyanların tedirginliğinde ve heyecanın da kaybolurken diğer yandan da hem bir kadın olarak hem de bir birey olarak topluma yer yer nasıl sırt çevirdiğinden yer yer de onu nasıl kucakladığından bahsediyor.
Ah, 20.yüzyıl… İnsanlık tarihinde bu dönemde doğmuş olmak ne büyük şans. Bütün o savaşları, geçiş evrelerini, tarih kitaplarından okuduğumuz sıkıcı savaşları bir bireyin bakış açısından, ve bize okutulanların resmiliğinden sıyrılarak okuyoruz.
Yer yer bu kadar “Fransız” bir kitap olması beni yordu, sonuçta bana çok yabancı bir ülke ama ara ara ne kadar anlaşılmaz gelen yerler olsa da kitaptan aldığım keyfi düşürmedi, hem bir çok şey de öğrenmemi sağladı. Kitabı okuduğum süre boyunca “keşke bir Türk yazardan da 20. yüzyıl Türkiye’sini ve dünyasını anlatan olayları da bu şekilde dinleyebilsek” dedim, ne büyük zenginlik olurdu.
Kitapta yer yer tanıdık isimler (Sartre, Beauvoir…) görüp de onların da tarih sahnesinden, radyodan ve televizyondan geçtiğini okuyunca ne yalan yok sevindim. Fransızlar şanslı insanlar.
Çok güzeldi, tarif edemem. Bazı kitapları herkesin okuması gerekir bu kitap da onlardan biri bence.