Bundan böyle benim ülkemde, benim ülkemde demekse yerin yüzünde, yalan yok, riya yok, nankörlük yok, verilen sözden dönmek, ahde vefasızlık yok. Kul hakkı, can alma, çalma, ait olmayan yatağa uzanma yok. Terazinin taşlarıyla, sütün kıvamıyla oynamak, ekmeği, yemişi ve eti yanlış tartmak, akması gereken suyu tutup, yanması gereken ateşi söndürmek, hele yalancı tanıklıkta bulunmak yok. Kehanet yok, büyü yok, fal yok. Gelecek hakkında hüküm vermek, kul ile onun Tanrısı arasına girmek, gizliden haber vermek yok. Hükümdar, emirlerini yazdırırken son cümleye gelince, sesi düşmedi, titremedi. Bir çırpıda söyleyiverdi:
Bundan sonra mabet var mabutlar yok!
Çizdim üzerini bütün çokluk eklerinin. Sildim elimin tersiyle hepsini.
Tanrı var, Tanrılar yok!
Ey biricik Tanrı, senden başkası yok..