"Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl'a katlanabilir." Nietzche'nin bu sözleri aslında okuduğum bu kitaba temel oluşturuyor diyebilirim. Kitabın yazarı Viktor Frankl, İkinci Dünya Savaşı döneminde en büyük nazi kampı olan Auschwitz kampında yaşadıklarından yola çıkarak acının doruk noktasına ulaştığında bile hayatı yaşamanın bir anlamı olduğunu, o anlamın farkına vardığında insanın her şeye katlanabileceğini okuruna iletiyor. Hayatta insan olarak bizi diğer canlılardan ya da cansızlardan ayıran bizi özel ve biricik yapan birçok özelliğimiz olduklarını biliyoruz. Yaşadığımız acıların, sevinçlerin, hayal kırıklıklarının, korkuların, endişelerin, -nedeni ne olursa olsun- bir anlamı olduğuna inanıyorum. O anlamın başta varlığına inanarak ve o anlamı keşfederek yaşama tutunuyoruz. Kitapta da o zorlu kamp şartlarında insanların nasıl hayata tutunabileceğinin sırrı aslında hayatın anlamını bulmaktı. İnsanın o an yaşadığı durumu veya geçmişi sürekli düşünerek değil, geleceğe odaklanarak; bugünün dün gibi olmayacağına inanarak manevi gücü kendinde bulabileceği mesajını aldım. Kitapta en beğendiğim kısım ise yaşamın anlamının genel terimlerle ya da tanım cümlesiyle ifade edilemeyeceği; herkesin yaşamın anlamının farklılık gösterdiği biricik olduğunun ifade edilmesiydi. Hatta yazar, genel bir ifadenin imkansızlığını bir satranç şampiyonuna dünyadaki en iyi hamle nedir, diye sormaya benzer şekilde aktarıyor. Frankl, kendi yaşadıklarından yola çıkarak hayatın nihai anlamını okuruna da sorgulatan bir eser ortaya koymuş.