Kendinle Savaşma Sanatı
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2023 16:18
("Özgürlük başkaları tarafından sevilmemektir.") sf.165 (...babamla aramdaki ilişkinin iyileşmesini istemediğim için, bana vurduğu anıyı hatırlamıştım.) sf.169 (Hayatında kaybolmuş durumdasın. Neden kayboldun? Bunun nedeni, özgürlüğü seçmeye çalışman; bir başka deyişle, başkaları tarafından sevilmemekten korkmadığın ve başkalarının hayatını yaşamadığın, sadece sana ait olan bir yolu seçmeye çalışıyorsun. ... Kişi özgürlüğü seçme girişiminde bulunduğunda, yolunu kaybetmesi doğaldır.) sf.284 Kitapçıda gezinip raflara göz gezdirirken buldum bu eşsiz kitabı, aslında o beni buldu desem daha doğru olur. Tam da yollarımın tıkandığını hissettiğim bu zamanlarda çıktı karşıma; ve öyle bir çıktı ki yığınla düşünceyi, teoriyi, hipotezi yerle bir etti… sonra tek tek, özenle topladı hepsini. Freud’u bilen bilir, ve onun travma teorilerini de, ve tabii Jung’u da. Fakat Adler’i bilmez herkes, ben de bilmezdim ta ki bu kitapla tanışana kadar. Freud’un etiyolojiye dayalı travma teorilerinde hep kafama yatmayan, eksik hissettiren bir şeyler vardı; beni huzursuz eden, adeta içimi kemiren şeyler... Adler’in felsefi ve psikolojik görüşlerini, öğretilerini temel alan bu kitapla tanıştıktan sonra huzursuzluklarımı anlamlandırabildim ve hayret ettim ben bu adamı nasıl daha önce duymamışım diye… Sonrasında farkettim ki sahiden de Adler – nedendir bilinmez – Freud ve Jung’un gölgesinde kalmış. Muhtemelen fikirlerinin karmaşık değil aksine basit olması, bariz olanı söylemesi fakat aynı zamanda da bunların gerçekleştirilmesinin epey zor olmasından dolayı olsa gerek. Daha ilk sayfalardan dedim ki: “Tamam ya işte budur, bunlarmış eksik olan!” Sürekli "travma"lara odaklanılan, herkesin dilinde "travma" olan şu günlerde bu kitap şifa oldu bana ve eksik parçaları tamamladı. Durmadan travma aradık durduk, bulduk da, sonuçları sebeplere de bağladık. E tamam anladık bunlarmış sebebi, sonra? Ne yapacağım ben bir kucak dolusu travmayla? İşte sonrasını bu kitapta buldum: (Kişi, Freudyen etiyoloji bakış açısını benimsediğinde, hayatı sebep ve sonuca dayalı muhteşem ve büyük bir öykü olarak görür. Bu durumda, mesele nerede ve ne zaman doğduğun, çocukluğunun nasıl geçtiği, hangi okula gittiğin ve bir iş bulduğun şirket haline gelir. Şu anda kim olduğumu ve ileride kim olacağımı da bunlar belirler. Birisinin hayatını bir öyküye benzetmek, muhtemelen eğlenceli bir şey olmalı. Ama buradaki sorun, insanın öykünün sonunda yatan loşluğu görebilmesidir. Dahası, kişi o öyküye uygun bir hayat sürmeye çalışır. Sonra da hayatım şöyle şöyle, dolayısıyla bu şekilde yaşamaktan başka çarem yok ve bunun nedeni ben değilim - geçmişim, çevrem, gibi şeyler söyler. Ama geçmişi buraya getirmek, bir çıkış yolundan, bir hayat-yalanından başka bir şey değildir. Ancak hayat bir dizi noktadan, bir dizi andan ibarettir. Bunu anladığın zaman, artık bir öyküye ihtiyaç duymazsın.) sf.277 (...travma argümanını reddeden Adler, şunu söyler: "Tek başına hiçbir deneyim, başarımızın ya da başarısızlığımızın nedeni değildir. Deneyimlerimizin yarattığı şok - sözüm ona travma - yüzünden sıkıntı çekmeyiz, bunları amaçlarımıza uyduğu şekilde biz yaratırız. Bizi deneyimlerimiz belirlemez ama bunlara verdiğimiz anlam kendi kendisini belirler...") sf.29 Kitabın yazarı Fumitake Koga, Ichiro Kishimi’nin mentörlüğünde Adler’in felsefi ve psikolojik görüşlerini “Genç” ile “Filozof”un diyaloglarına işlemiş. Oldukça doğal ve hayatın içinden olan diyaloglarda yine hayatın tam kendisini oluşturan kavramlardan bahsediliyor, hem de oldukça sade bir dille. Kendi yolculuğumda bana bambaşka kapılar aralayıp tıkandığımı hissettiğim bu zamanlarda yeni yeni yollar açan, ilk sayfasından son sayfasına kadar büyük heyecan, hayret ve aydınlanmalarla okuduğum, bazı satırlarıyla içimde coşkudan koşup zıplama isteği uyandıran, biterken sevinçten gözlerimin dolduğu bir kitap oldu. Nasıl ki Sokrat’ın öğretilerini Eflatun kaleme almış; Bay Kishimi’ye kendi Eflatun’u olma isteğini veren Adler’e, bu fırsatı Bay Koga’ya tanıyan Bay Kishimi’ye, ve bana da aynı hevesi veren Bay Koga’ya teşekkür ediyorum… (Savaşın karmaşasında çocukların öldüğü gerçekliğiyle yüzleştiğimizde, insan hayatın anlamıyla ilgili hiçbir şey söyleyemez. – "Hayatın genel olarak bir anlamı yoktur," demiş olan Adler, şöyle devam eder: "Hayatın her ne anlamı olacaksa, bunu ona bireyin vermesi gerekir." – Dolayısıyla, hayatın genel olarak hiçbir anlamı yok. Ama o hayata sen bir anlam verebilirsin. Kendi hayatına anlam verebilecek tek kişi de sensin.) sf.283-284 Hayatı anlamlandırabilmeniz dileğiyle… Çamurlaşmış yolların üzerine yağan taze kar gibi hayatıma giren ve o karda kendime ait yeni, eşsiz ve biricik izleri oluşturma cesareti veren bu kitabın incelemesini “Genç”in son cümlesiyle sonlandıracağım: “Yeni yağmış olan bu karların üstünde yürüyüp ilk adımımı atacağım.”
Felsefe
Kendinle Savaşma SanatıIchiro Kishimi · Koridor Yayıncılık · 20192,543 okunma
·
190 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.