Alp Eren ÖZKAN

Bu uçsuz bucaksız evrende yeni, farklı bir şey hiç olmadı. İnsanın anlık zihnine eşsiz görünen şey, Tanrı Gözü’nün sonsuzluğunda kaçınılmazdı. Hayattaki o garip saniye, o sıradışı olay, çevrenin, fırsatın ve karşılaşmanın muhteşem tesadüfleri... hepsi, galaksisi iki yüz milyon yılda bir değişim geçiren ve şimdiden dokuz değişim geçirmiş bir güneşin gezegeninde sürekli olarak tekrarlanmış şeylerdi. Neşe vardı. Olmaya da devam edecek.
Sayfa 262 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Ama bu hiç mantıklı değil. Kişinin topluma karşı gelecek yeteneği ve cesareti varsa, ortalama üstü olduğu ortadadır. Onu bırakmamak gerekir. Onu düzeltip bir artı değere çevirmek gerekir. Neden atasın ki? O zaman elinde yalnızca koyunlar kalır.” “Bilmem. Belki o günlerde koyun istiyorlardı.”
Sayfa 261 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Biz hastanede yaşıyoruz... Hepimiz. Psikiyatri koğuşunda. Kaçış yok... sığınacak bir yer yok. Gözetleyici olmadığınıza şükredin, efendim. İnsanların yalnızca dışını görebildiğiniz için minnettar olun. Tutkuları, nefretleri, kıskançlıkları, kötülüğü, hastalıkları görmediğiniz için kendinizi şanslı sayın... İnsanların içindeki korkutucu gerçeği nadiren gördüğünüze sevinin. Herkesin gözetleyici olduğu ve herkesin ayarlı olduğu bir dünya, muhteşem bir yer olur... Ama o zamana kadar kör olduğunuz için minnettar olun."
Sayfa 255 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
İnsanlar kötü adamların hep kötü adammış gibi görünmelerini beklerler.
Sayfa 139 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Tanrı aşkına Ben, bana yardım et. Bana yardım et ya da beni öldür. Ben zaten ölüyüm ama intihar edecek cesaretim yok.” Reich kısa bir süre durduktan sonra sert bir şekilde konuştu. “Jerry, sanırım senin yapabileceğin en iyi şey intihar etmek.” Gözetleyici sanki dağlanmış gibi geri doğru savruldu. Bereli yüzündeki gözleri buğulu bir şekilde Reich’a baktı. “Şimdi bana bedelini söyle,” dedi Reich. Church yavaş hareketlerle paranın üzerine tükürdü ve ardından saf nefret dolu gözlerini Reich’a çevirdi. “Ücrete gerek yok,” dedi ve arkasını dönüp bodrumun gölgeleri içinde gözden kayboldu.
Sayfa 60 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat