Gönderi

İç Seslerim
Ocak Ayı Öykü Etkinliği #191271500 "Biraz yalnız kalmalıyım." dedim karşımdaki aynaya. Yalnızlığımı çoğaltan insanları hayatımdan çıkardığımdan beri çok rahattım. Kendi kendimle konuşurken kendimi dinlemediğimi fark ettiğimden beri bu rahatım da kaçtı. Bunun iki tür sancısı oldu bende. Birincisi, kendimi dinlemediğim için boşuna konuşmuştum; ikincisi ise kendi boş konuşmalarıma maruz kalmıştım. Yalnızlığı seçmeyi kurtuluş sanmıştım. Oysa kaçsa nereye kaçar insan? Kendini de götürdüğü sürece hiçbir yere kaçamazdı. "Şimdi, yalnızlığı seçtim, diyorsun ya Ragıp. Sen yalnızlığı seçmedin biliyorsun değil mi? Seni, yalnızlığa ittiler bir kuyunun içine atar gibi. Senin yalnızlığın tek başınalıktan başka bir şey değil. Konuştuğun ayna bile susuyor sana." İç sesimi duymazlıktan geldim. Sürekli moralimi bozar dururdu. Hayır, yalnızlığı kendim seçmiştim. Çünkü yazmaya ihtiyacım vardı. Yazarak insanlardan kaçıyordum ama kendimden kaçamıyordum işte. Önünü alamadığım, üstesinden gelemediğim ve bir çığ topu gibi büyüyen sıkıntılarım vardı. Kırk yaşındaydım ama içimde yaşanmamış bir otuz yaş vardı. Oturmuş şimdi, kendi yaşayamadığım hayatımın kılavuzunu yazıyordum. Kimin ne işine yarayacaksa? "Hayat bir gündür. O da bugündür." dedi içimdeki konuşmak için konuşan ses. Sırf laf olsun diye sabahtan akşama kadar böyle boş boş konuşup dururdu. " Bunun mutlulukla ne alakası var?" dedim. "Carpe diem!" dedi içimdeki yabancı ses. Bir başka ses de tuttu onu Türkçe'ye çevirdi. "Anı yakala!" Çoklu iç ses bozukluğu sendromu vardı galiba bende. Kafamın içinde iç sesler durmadan konuşurken kendim olamıyordum. 2-Yaşamak bu! Mutluluk kadar mutsuzluk da var. "Varabildin mi Ragıp, ulaşabildin mi koyduğun hedeflere? Olmak istediğin insan mısın, yoksa başka bir insan olup mu çıktın? Kendini de mahvettin, içimizi de kuruttun." Kimseyi memnun edememiştim şu hayatta. Buna iç seslerim de dahil. "Ne demiş Zarifoğlu?" diye araya girdi edebi iç sesim. "En uzun yoldur insanın içi." Bir sen eksiktin be! Hoş geldin edebi ses. "Hoş bulduk." demedi. Lafını söyleyip çekildi bir kenara. 3- Hayal kırıklığına uğramamak için çok fazla hayal kurma! "İnsanlar tam bir hayal kırıklığı. Sen de birilerinin hayal kırıklığısın Ragıp. Annenin, babanın, arkadaşlarının hayal kırıklığısın. Herkes herkesin hayal kırıklığıdır. Bir de hayat kırıklığı vardır tabii, hayal kırıklıklarının toplamından oluşur." Etkilenmiştim karamsar iç sesimden. En çok onu seviyordum. "Son cümleni kullanabilir miyim?" dedim. Ses gelmedi içimden. 4- Her geçen gün ölüme yaklaştığını unutma! " Memento mori!" dedi içimdeki yabancı ses. Bir başkası da Türkçeye çevirdi yine. "Ölümü hatırla!" O kadarını da biliyoruz artık, tercümeye gerek yok. Ses birliği verip beni çıldırtmaya çalışıyorlardı sanki. 5- Her şeyin geçeceğini unutma! "Bu da geçer diye diye, geçecek olan her şeyin altında kaldın Ragıp. Hiçbir şey geçmedi oysa zamandan başka." Bıraktım kalemi. Dökün dedim içinizdekileri, içimdeki seslere. Oysa dünden razılarmış dökülmeye. " Şimdi oturmuş kendine kızıyorsun Ragıp. Yapamadığın, göremediğin, duyamadığın ve anlayamadığın her şey için kendine kızıyorsun." "İnsan ne yaparsa kendine yapar." dedi konuşmak için konuşan ses. Annem de öyle derdi. Sustum yine. 6- Susmak, anlaşılmaktır. "Sen bir gölge gibi dolaştın insanların arasında Ragıp. Kayboldun. Seni dinlemediler, o yüzden sustun. Az konuşan insanların çok düşündüğünü, çok konuşan insanların ise az düşündüğünü bildiğin için sustun hep. Oysa sen konuşamıyordun Ragıp. Başladığın cümle öyle bir hâl alıyordu ki sonunu getiremiyordun bir türlü. Söylemek istediklerin ile hissettirdiklerinin arasında uçurum oluyordu." İnsanın karşısında bir rakibi olursa savaşını verir; mağlup da olur, galip de gelebilir ama insanın savaştığı kişi kendisi ise bu savaşın galibi de mağlubu da yoktur. Kazansan kendin kaybedeceksin, kaybetsen kendin kazanacaksın. Bıraktım yazmayı. Yırtıp attım "Hayatı Kullanma Kılavuzu"nu. İç seslerime yenilmiştim. "Bana öyle geliyor ki, en dehşetli, en uzlaşmaz mücadele, insanın kendi kendisiyle mücadelesidir." demiş Tarkovski, dedi edebi iç sesim. Sustum.
··1 alıntı·
2.763 Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
7. İç ses iyidir. Bir ses duymazsa insan fena. Sait Faik gibi hişt! sesi duymak ister yoksa. Konuşsa aleyhine çalışır, sussa dert. Bir düğmesi olsa keşke...
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
İç sesim karşı çıkıyor 7.maddeye ama edebi sesin hoşuna gitti Sait Faik.;))
Mustafa A. Mustafa bey müthiş olmuş yüreğinize sağlık. Neden Ragıp?
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim.. Ragıp olmasının öyle özel bir anlamı yok.;)
Albaylar cuntası gibi olmuş albayım. Sesler ve sessizlikler. Yalnızlık ise tercih değil , mecburiyetten oluyor..
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Benzetmek gibi olmasın Atay'ın da iç ses konuşmaları vardı.;) İki türlü yalnızlık da olabiliyor aslında. Kimi tercih ediyor, kimi mecbur kalıyor Albay'ım.
Edebi sesin 'Hoş geldin'inize, 'İçimiz hep bir hoşça kal ülkesi...' demesini bekledi benim içimdeki klişe edebi ses. :) Ragıp adına üzgünüm. Çoklu iç ses bozukluğu henüz literatüre girmediği için bunun bir tedavisi de yok. Arada onlara kulak verip uzlaşma yoluna gidecek artık. :) Çok dramatik bir öykü olmuş Mustafa hocam, ülkece severiz dramı bilirsiniz. Emeğinize sağlık. İç seslerine ve yaşanmayan otuz yılına selam olsun Ragıp'ın..
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Çoklu iç ses bozukluğu ile ilgili bir araştırma yapılabilir ama.;)) Teşekkür ederim Sümeyra.
(../bütün dünyaya karşı savaş vermek teselli edicidir, ama kendine karşı savaşmak dehşet vericidir..) ; diyen Soren’i kendime felsefi iç ses yapıp öykündeki seslere katılarak destek vereyim hocam.. :) Vaktine/ düşüncene sağlık.. ✨
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Soren de kendisiyle mücadele edenlerden demek ki.;) Vakit ayırıp okuduğun için asıl ben teşekkür ederim.