8/10
·209 syf.··
Beğendi
·
2017 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2017 00:37
kitap, carl gustav jung'un öğrencisi olan josef lang'ın psikanalitik yolla tedavi ettiği hermann hesse'ye ait. hesse bu romanda, kişilik bölünmesini, birinci dünya savaşı'nın sarsıcı etkileriyle birlikte ele alıyor ve bunu yaparken romanın içerisinde kendisine de yer veriyor. diyaloglarda kadınsı ve erkeksi ifadeler birbiriyle iç içe geçmiş durumdadır. kitapta, var olan toplumun dışında kendine ayrı bir yer edinmiş, kendine ait olmayan özelliklere karşı insanlardan, belki de ideolojilerden, oldukça uzakta olmaya çalışan, keşfedilmiş benliği belki de dağıtılmış bir tip olan harry haller'in serüveni anlatılıyor. rüyasında goethe'den fırça yiyen, bach'ın ezgilerinden yola çıkıp metafiziğe bulanmış düşüncelere dalan, nietzsche'den 80 yıl önce söylenmiş 'acı' dolu bir söze aylarca kafa yoran bir insanın toplumun önünde bu kadar ileri olmasına rağmen topluma geri dönememesinin çatışmaları anlatılıyor. bozkırkurdu kavramı da aslında buradan geliyor. benlik içerisinde öte benlikler metaforlar üzerinden aksettiriliyor; her şeyi bilen fakat dans etmeyi bilmeyen bir entelektüel(!) aynı zamanda hiçbir kitapta rastlanılmayacak incelikte burjuvazi tasvirlerine rastlamak mümkün. hesse, okuyucuyu karamsarlığın eşiğine getiriyor ve burada aslında harry haller üzerinden 'herkesin kendi kaderini seçme' lüksünü bizlere sunuyor. bunu, kitabın son pasajlarındaki adı konulmasa da "sihirli tiyatro" kısmından anlıyoruz. yazının ilk bölümünde bahsettiğim gibi aslında hermann hesse'nin kendisinden, kendi öz benliğinden bahsettiğini biliyoruz. buna şu cümlelerden varabiliriz: "bana öyle geldi ki, bütün bunlar hermine'in değil, benim kendi düşüncelerimdi. hermine o güçlü sezgisiyle bendeki düşünceleri soluyarak kendi içine aktarmış, sonra da onları yine çıkarıp bana sunmuştu. dolayısıyla söz konusu düşünceler belli bir biçim kazanmış ve yeni düşünceler kılığında karşıma dikilmişti." bunun yanı sıra harry haller'in, hermine'i öldürmesinden bir cinayet değil de intihar olarak bahsetmesi, aslında bir kişinin başka bir benliğini öldürmesi (öz benlik intiharı) olarak da nitelendirilebilir. zaten romanın içerisinde farklı benliklerin çatışmasını farklı metaforlarda görüyoruz: hermann-harry, kurt-insan, feminen-maskülen, burjuva-olmayan, savaşçıl-savaş karşıtı vb. açıkçası hakkında bu kadar övgü alınacak kadar anlaşılabilir bir kitap olduğunu düşünmüyorum. övülmek ya da başucu kitabı yapılmaktan ziyade önce tam anlamıyla anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. bitirdiğinizde "vay be ne kitaptı!" diyebileceğiniz bir kitap değil. özümsenmesi gerekir. okuduktan sonra "ben de bir bozkırkurduyum" demek ahmaklık olur. benlik arayışınız sırasında dudaktan dudağa dans eden harry olursunuz da ruhunuz duymaz.
Edebiyat
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.