Kahramanların psikoloji durumlarını, kişilerle olan iletişimlerini çok iyi şekilde yansıtan Peyami Safa bu kitabında da ustalığını konuşturmuş. Kitapta birçok diyaloğun ilgilimi çekmesine karşın beni en çok etkileyenler Samim ve kardeşi Besim'in münakaşaları olmuştur. İki zıt düşünceyi algı yetilerimi çok fazla zorlamama sebep olacak şekilde iki kardeşin ağzından bizlere aktaran Peyami Safa büyük bir bilgi birikimine de sahip olduğunu göstermiştir. Batılılaşma ile başlayan maddeye düşkünlük ve bunun sosyal hayata etkilerini bireylerin yalnızlaşması ile ele almıştır. Aynı aileye mensup insanların dahi nasıl farklı düşüncelere, yönelişlere sahip olabileceğini çok güzel bir şekilde işlemiştir. Tüm bunları yaparken bir üst kurmaca tekniği olan roman içinde roman yani yazdığı kitabın içindeki karaktere de bir kitap yazdırmıştır. Simeranya adı verilen bu hayali yer Samim'in 150 yıl sonrasındaki dünyaya dair kurduğu hayaller ve o günün yaşantısında gördüğü aksaklık ve eksiklerden arındırılmış ütopyavari bir yerdir. Tabii ki tüm bunların yanısıra bireyin yalnızlığını ele alan Peyami Safa bu yalnızlığa sebep olan toplumun payını işlemeyi de es geçmiyor.