İlk defa Osman Balcıgil kitabı okudum. Duydugum, bildiğim gerçekleri bir de bu şekilde okumak derinden sarstı. Uzun zaman sonra ilk defa bir kitapta ağladım.
Bir insan neden körü körüne bir şeye bağlanır, hadi bağlandı neden yanlışlarını eleştirmek yerine doğru kabul eder aklım ermiyor ve sanırım hiç ermeyecek. Nâzım Hikmet'e bir çok nokta da kızdım ama sonunda "Ben de çok sektermişim, bazı gerçekleri görmemişim, görmek istememişim."diye itiraf edişi en azından sonunda gördü bazı doğruları dedim.
Bir şair ki kaleminden dolayı defalarca hapse girdi, yargılandı, işkence gördü, sürgün edildi ama bildiği, savunduğu doğruları bazen yanlışta olsa söylemekten vazgeçmedi. Bunu yaparken de en güçlü silahı olan kalemini kullandı. Ailesinden mahrum, sevdiklerinden mahrum yıllar geçirmeyi göze aldı ama davasından vazgeçmeyi asla düşünmedi. Partisi onu resmen kovdu, yok saydı, deyim yerindeyse kalemini kırdı o yine onlara ihanet etmedi.Yanlışıyla, doğrusuyla ama en güçlü silahı olan kalemiyle işte böyle biri Nazım Hikmet.
Ya diğer kahramanlarımız Leyla ve Ömer. En çok siz yaktınız yüreğimi, en çok size ağladım. Özellikle Leyla; yaşadığın işkencelere, uğradığın sayısız tecavüzlere rağmen ne sevdiğin adama ne de davana ihanet etmemen büyük saygıyı haketti. Ama sonunuz böyle mi olmalıydı? En çok siz mutluluğu hak ediyordunuz oysa.
Kitap sadece Nazım Hikmet'i anlatmıyor. Bir dönemin gerçeklerini gözler önüne seriyor. En etkilendiğim kitaplar arasında yerini aldı Putlar Yıkılırken . Ve yazarımızın kalemine sağlık diğer kitaplarını da büyük bir merak ve heyecanla okuyacagım.
Şimdiden okuyan ve okuyacaklara keyifli okumalar dilerim...
Putlar YıkılırkenOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20191,380 okunma