Gönderi

Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
öncelikle Şahı nakşibend ismini duyunca nasıl bir kurgu ile birleşmiş olabilir ki dedim.İlk başladığımda Rümeysa’nın hikayesine öyle kapıldım ki Şahı Nakşibendi anlatan kısma geçince aaaa doğru ya bu Şahı nakşibend romanıydı dedim Daha sonra sadatlara dalınca diğer hikayeyi unuttum gitti.Ayrı ayrı diyarlarda gezdim durdum kitap boyunca iki hikaye de sonuna kadar hiç hızını heyecanını kaybetmiyor.Kitaba dair en çok keyif aldığım tek kitapta bir çok sadatı tanıma şerefini bulmaktı.Kısa ama öz bir şekilde.Bir çok yerde hangisi hikaye hangisi gerçek anlayamadım bile.Kitabın başında kalemi yazar tutuyordu ama Rümeysa ile beraber yazar gitti himmet geldi..Her kitabın okurken verdiği ağır basan bir his vardır ya hani ben Nakkaşı okurken çok huzur buldum Şahı nakşibendin büyük sıkıntıların ardından gelişi yıkılan değerleri yeniden imar edişi bana çok umut verdi.Kitap her bölümünde insanı yüreğinden yakalayan cümlelerle süslenmişti ama beni en çok sarsan düşündüren “ister zindanda ol,istersen sarayda aynayı kalbine çevirdin mi her yer birdi.” cümlesiydi. Kitabın sonunda kurulan sadatın halkası ve her birinin tanışma hikayesini kendi ağzından dinlemekte çok çok keyifliydi. Metin beyin hapishane de olduğunu unutmuşken suçunu duyunca ki şaşkınlığım henüz geçmemişken hikayenin bir anda maceraya dönüşmesiyle şoka girdim hele kamyonun arkasında gidişleri ama biz nasıl buraya geldik ya derken bir anda kitabın başı ve sonu birleşiverdi dolu dolu bir hikayeydi(aaa bir de günlükleri kitaba dönüştürme fikri mükemmelmiş).Sonuca gelecek olursam Sadatlar bu alemde yeryüzüne saçılmış manevi hazinelerimiz onlara dair bildiklerimiz paha biçilemez değerler.
Tasavvuf
NakkaşSadiye Erol Aykaç · Nesil Yayınları · 2022454 okunma
·
153 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.