Sarının hüzünlü ezgisini bir ozan edasıyla, bambaşka duygularla birleştirip aşina olduğumuz ama ihtiyacımız olan o türküyü kulaklarımıza fısıldıyor yazar.
Her hikayesinde sarının ayrı bir tasviriyle buluştuğumuz bu öykü kitabı benim yazara başlangıç kitabımdı. Yalın üsluplu yerinde tespitli bu öykü kitabı tam da herkesin dediği gibi öykü sevmeyene öyküyü, öykü sevene yazarın o güzel kalemini sevdirecek bir eser olmuş.
Ben bu kitapta sarı bir yazdan fazlası duyguların tüm renklerini buldum. Yazar bir yandan bir çocuğun saf düşüncelerini veriyor, diğer bir yandan bir ergenin zihninde gezindiriyor. Hayattan bezmiş bir kadın oluyorsunuz bir anda hatta bir de bakmışsınız hayata tutunmaya çalışan bir genç. Hayvanlaşan bir insan da olmanız mümkün insanlaşan bir hayvan da... Ama günün sonunda hepsi biziz, bu hayatta bocalamış, dertleri olan birtakım insanlar. Biz de felaketin habercilerini görüyoruz ama sadece beklemekle yetiniyoruz. Olup bitsin de bir an önce hayatımızın o koşuşturmasına dönelim istiyoruz. Çünkü koşmayınca daha çok düşüncelerde boğuluyoruz, onların altında eziliyoruz tıpkı yaz sıcağının kasvetinin üstümüze çökmesi gibi.
Sarıyaz'da birtakım düşünceleri sorgularken öykülerin evreninde gezinip pek de eğlenceli bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yer yer hüzünleniyorsunuz ama günün sonunda yüzünüzde minik bir gülümsemeyle bırakıyor sizi yazar: Belli ki Mahir Ünsal Eriş'in eline bir sihirli değnek versek bize böyle dokunmayı tercih edermiş dedirtiyor.
Okumayan kalmamıştır ama ben herkese bir kez daha tavsiye edip en azından okumayanın okumasına, okuyana da kitaplığından çıkartıp bir daha bir kurcalamasına vesile olayım dedim.
Mahir Ünsal ErişSarıyaz