merhaba!
ben böyle tekrar tekrardan üzücü bir kitap ile karşınıza geldim. gelmeden önce de baya ağladım, sonra arkadaşlarımın başlarının etini yedim “neden beni böyle bir kitaba başlattınız? neden bana dur demediniz? hayat çok acımasız. yasak artık, okumayacağım artık mutsuz sonlu kitapları.” diyorum sonra yalancılar diye kitaba başlıyorum. bunlar uzun zaman önceydi tabii. ben iflah olmazmışım.
ben internetten bir alıntı görmüştüm. adı, yazarı belli olmayan. bu alıntıyı arattığımda bu kitap çıktı önüme. o zamanlar liseye gidiyorum, galerimin ss’lerinde çürüyüp gitmiş. unutmuşum.
bir gün kuzenimin dolabında bu kitabı görüyorum. ben bu kitabı ‘günümüz yazarları’ yazdı sanıyordum. ablamda hiç sevmez. kendisi sadece klasik okuyor diye hemen bana vermişti. öyle olmadığını sonradan öğrendim ama pek çaktırmadım.
aldım, biraz okudum. sarmadı. o alıntıyı da göremeyince, hop kütüphaneye geri yolladım. arkadaşım istemişti, ona vermiştim okuması için. gecenin bir vakti bana ağlayarak video atıyor. mesajlar desen bir yığın. “kalk. istemiyorum yaşamak…” meğer kitaptan dolayıymış.
neyse bende başlayayım dedim o zaman. yarım bırakmayı sevmiyordum. aldım kitabı elime, başladım en baştan okumaya. başta çok güzel ilerliyor.
kısa cümleler ile birçok şey anlatılmış.
sonu ters köşe. neden öyle olduğunu, neden cevap vermediklerini anlamıyorsunuz ve açığa kavuştuğunda.. benim gözyaşlarım hala sayfalarda kaldı. bir ara kitabı kenara bırakıp ağlamıştım. sadece. sessiz sessiz. ben kitap okurken sabahlıyorum bir de, ailem kalkıp görecek. bir de kitap için ağlıyorsun? olmamış bir şey? hayır, oldu. bak ağlıyorum işte.
dün alıntılarını paylaşmak için kitabı elime aldığımda da gözlerim yaşardı. düşünmüştüm tekrar okumak istemiştim ama bu halde bile, dedim böyle bir hataya tekrar düşemem.
[spoiler]
yaz arkadaşlıklarından bahsediliyor. cadence baş karakter, onun hoşlandığı gat ve cadencenin kuzenleri mirren ile johnny var.
çok güzel yaz geçiriyorlar. bir gün, cadence 15 yaşındayken kaza geçiriyor ama neden olduğunu kimse bilmiyor ve söylemiyorlar. sanki o yaz hiç yaşanmamış gibi davranılıyor, kimse konuşmuyor.
cadence ülkeleri geziyor babasıyla. o sırada arkadaşlarına mesaj atıyor ama kimse cevap vermiyor, dönüş sağlanmıyor.
cadence değişiyor, saçını boyatıyor, büyüyor. bir gün tekrardan o yazlığa gidiyor. herkes orada, tüm arkadaşları. neden mesajlarına dönmediklerini söylüyor.
gat’i izliyor. beraber vakit geçiriyorlar. birgün denize açılıyorlar. böyle olaylar işleniyor.
sonunda.. evet sona yaklaştık. içime bir ağırlık çöktü. aslında cadence travmadan kaynaklı hafıza kaybı geçirdiği için hatırlamıyor hiçbir şeyi. annesi de anlatmamazlık yapmıyormuş. hep anlatmış ama yarın yine unutup, tekrar soruyormuş. doktor da bunun cadence için zararlı olduğunu söyleyip, onun kendisinin hatırlamasını bırakmasını istemiş.
kuzenlerine ve gat’e.. onun olmayan gat’e gelirsek. travmasının bir sebebi bu. onlardan cevap alamamalarının sebebi: daha 15 yaşındayken aileleri yaz evi için kavga ediyorlardı. çocuk kafası işte, evi yakarsak her şey hallolur sanmışlar. herkes bir köşeye gitmiş ve tek sağ çıkan cadence olmuş.
annesinin onun bir suçu olmadığını söylemesi,
cadence’nin biz iyiydik, değişen neydi bilmiyorum, diye düşünmesi,
gat’in, sen beni tanımıyorsun, ne yemekler sevdiğimi, nerede yaşıyorum, bilmiyorsun, demesi..
o kadar şey yazılır ki bu kitaba. cümleler yetersiz kalıyor.
hani bir ses var ya. “why would you write this book?” *neden böyle bir kitap yazdığı için ağlarken, yazara sitem eden bir ses. işte o ses tam bu kitap için.
why would you write this book, emily?
bir sonraki incelemede görüşmek üzere!
ya da görüşür müyüz bilmiyorum, uzun bir süre mutlu kitaplar okuyup, polyanna olmak istiyorum.
kendinize iyi bakın,
belki de bu pek mümkün olmayabilir.
s.