·282 syf.····Okunma: 19 Haziran 2022 18:48 Javier Marías, geçtiğimiz Eylül ayında kaybettiğimiz bir kalem. Benim yazarla tanışmam aramızdan ayrılmadan önce olmuştu. O tanışma da bu kitapla olmuştu ve bitirdikten sonra ben bu yazarın bütün kitaplarını okumalıyım demiştim kendi kendime. Önümde daha okunmamış bir sürü kitabı olduğunu bilmeme rağmen bunların bir sonu geldiğinde daha fazlasının olmayacak olması üzüyor beni.
Aslında başta en bilinen ve okunan Karasevdalılar kitabıyla başlamak doğru olur mu acaba diye düşünmedim değil. Fakat içlerinden de en merak ettiğim kitap bu olmuştu o yüzden fazla uzatmadan başlamak istedim.
Konusu hakkında kısaca bahsedeyim. Çünkü esasında burada önemli olan bir olay değil duygular, düşünceler. Romanda bir kadın karakterimiz var. Bu karakterimizin her gün sabahları uyguladığı bir rutin var. Bu da işe gitmeden önce kahvaltı yapmak için uğradığı kafede sürekli gördüğü evli bir çifti gözlemlemek. Hayatından bunaldığında onları görmek onda bir aydınlanma, silkelenme yaratıyor. Bir süre bu çiftten uzaklaşmak zorunda kalıyor ve geri geldiğinde adamın öldürüldüğünü öğreniyor. Arka kapak yazısıyla eşdeğer gittim ki heyecanı kaçmasın.
Baş karakterimizin izinden bu cinayetin ayrıntılarının peşinden gidiyoruz bizde. Ama aslında bu cinayet yazarın anlatmak istediklerine yarattığı bir kılıf gibi. Özellikle ölümle ilgili çok güzel ve yerinde cümleleri var yazarın. Ölenin ardından gelen yas sürecini dibine kadar anlatıyor yazar.
Açıkçası bu cümleleri okumaya bayıldım. Çünkü hepsi hayatımızın bir noktasında durup düşündüğümüz şeyler. Bazen bu düşünceler içinde kayboluruz. Her zaman birisiyle paylaşamayız bunları, işte o noktada kitaplar devreye girip yalnız olmadığımızı hissettiriyor diye düşünüyorum.
Son olarak şunu söyleyebilirim okunması zor bir kitap -bunda yapı kredi'nin kitap formu oldukça etkili-. Ama bittiği zaman aklımdan kolay kolay çıkmayacak eserler arasına da girmiş oldu. Şimdi sıra yazarın diğer kitaplarında.