Borges'in kaleminin gücünden böyle paldır küldür, destursuz söz etmek hadsizce olur. Hakkında yığınla kitap yazıldı, yığınla üslubu etkiledi, onca kurama kapı araladı. Ne yazdığı hakkında fikri vardı belki, ama nelere yol açacağını bildiğinden o kadar emin değilim. Kaleme aldığı otobiyografisinde bu yönde ifadeler çokça.
Yazdıklarının en büyük eleştirmeni, hatta katili yine kendisi. Öykü türünü ondan önce ve sonra diye ayırmak moda haline geldi bile. Muazzam paradokslar barındırıp, labirentler kuran bu öykülerde, hiç yazılmamış eserlerin eleştirisi de öyküleşir; tek bir madeni paradan evrenin bütününü kucaklamaya, makroyu mikroda ve mikroyla yaşamaya götürecek fantastik ögelerle süslenenler de.
Borges ve Ben isimli, "Bir Özyaşamöyküsü Denemesi" alternatif başlıklı otobiyografik çalışması, bu kalem sihirbazının hayatını kendi ağzından dinlemek isteyenler için iyi bir başlangıç. Evet sadece bir başlangıç, çünkü iş burada bitmiyor. Her öyküsünde kendisini yazıverir, çoğaltır yahut gizler. Ama hep oradadır ve bunu sezdirmekten zevk alırcasına muzipliğini hissettirir.