Borges ve Ben

Jorge Luis Borges
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 51 dk.
Sayfa Sayısı:
136
Basım Tarihi:
Ocak 1995
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789755106243
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2021 20:54
Bir Özyaşamöyküsü, 1970 yılında New Yorker dergisinde bir otobiyografi niteliği taşıyan denemeler olarak yayına sunulmuştur. Hayatta insanların kendi yaşamlarını anlatmasını dinlemek gibi keyifli şeylerin pek az bulunduğu kanısındayım. Bütün roman, öykü, sanat ve diğer herşeyin herhangi bir bireyin Özyaşamöyküsünde saklı olduğu fikri ile de bunu destekliyorum. Bu yüzden "Borges ve Ben" tam puanı hak ediyor. Bence kitabı, en önemlisi de Borgesi iyi yazar yapan özelliğini kendisinin dilinden olduğu gibi aktarıyorum: "Ne benim için hiçbir anlam taşmayan seçkin bir azınlık için yazıyorum ne de "kitleler” diye tapınılan o platonik varlık için. Demagogun gözünde çok değerli olan bu iki soyutlama­ya da hiç inanmıyorum. Ben kendim ve dostlarım için yazı­yorum, bir de zamanın geçmesini kolaylaştırmak için." Borgesle tanışmam yıllar önceye dayanıyor, fakat okumaya ilk bugün "Özyaşamöyküsü" ile başladım. Başlangıç kitabı olarak da en iyi seçim, çünkü Borgesi kendi dilinden dinlemek serüvenin de rotasını çizmek demektir. Kitaptan önemli, ilginç ve bir o kadar da dikkat çekici yerlerden notlar alarak daha aydınlatıcı inceleme sunmayı düşünmüştüm. İlk sayfalarda başlamıştım da. Sonrasını üşengeçliğime bağışlıyorum. Bir nevi kitabın akıcılığının da buna etkisi oldu diyebilirim. Kitap içeriğini, olayalar örgüsünü derli toplu şekilde ele almak da pek huyum değil. O yüzden bir bakıma Borges'in "Özyaşamöyküsü"e özendiğimi söylemekle yetineceğim. Amerika'dan Avrupa'ya, şehir şehir sanatla, edebiyatla dolu bu zengin Özyaşamöyküsü her okucuya bir farkındalık sunacağına eminim.
Edebiyat
Borges ve BenJorge Luis Borges · Can Yayınları · 199556 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2016 25. kitabı
Borges adını görünce bir kitabın üzerinde olduğunuz yerde bir durmalısınız önce. Kısa öykünün tartışmasız en büyük ustası; kendisi öykücü olabilir, ama o kısa öykülere öykünen nice roman yazıldı sonra. Borges, Nobel'e aday bile olamamış olsa ona öykünen nice yazar (mesela bizden Orhan Pamuk) Nobel aldı. Ama Nobel'e aday olmak ya da olmamak Borges'in umurunda olmazdı. Çüzkü o zaten Borges'ti...
Borges ve BenJorge Luis Borges · Can Yayınları · 199556 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2017 313. kitabı
Borges'in kaleminin gücünden böyle paldır küldür, destursuz söz etmek hadsizce olur. Hakkında yığınla kitap yazıldı, yığınla üslubu etkiledi, onca kurama kapı araladı. Ne yazdığı hakkında fikri vardı belki, ama nelere yol açacağını bildiğinden o kadar emin değilim. Kaleme aldığı otobiyografisinde bu yönde ifadeler çokça. Yazdıklarının en büyük eleştirmeni, hatta katili yine kendisi. Öykü türünü ondan önce ve sonra diye ayırmak moda haline geldi bile. Muazzam paradokslar barındırıp, labirentler kuran bu öykülerde, hiç yazılmamış eserlerin eleştirisi de öyküleşir; tek bir madeni paradan evrenin bütününü kucaklamaya, makroyu mikroda ve mikroyla yaşamaya götürecek fantastik ögelerle süslenenler de. Borges ve Ben isimli, "Bir Özyaşamöyküsü Denemesi" alternatif başlıklı otobiyografik çalışması, bu kalem sihirbazının hayatını kendi ağzından dinlemek isteyenler için iyi bir başlangıç. Evet sadece bir başlangıç, çünkü iş burada bitmiyor. Her öyküsünde kendisini yazıverir, çoğaltır yahut gizler. Ama hep oradadır ve bunu sezdirmekten zevk alırcasına muzipliğini hissettirir.
Borges ve BenJorge Luis Borges · Can Yayınları · 199556 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.