Pekinde Sonbahar

·
Okunma
·
Beğeni
·
777
Gösterim
Adı:
Pekinde Sonbahar
Baskı tarihi:
Ocak 1994
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755102051
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Pekin'de Sonbahar adlı bu romanını yirmi altı yaşındayken ve üç ay içinde yazmıştı. Bu roman, önceden belirlenmiş bir çizgiyi izlemeyen, hızlı, özgür ve çok ustaca yazılmış bir anlatıdır. Boris Vian, bu romanında, sözcüklere gerçek anlamlarını yüklemiş, sözcükler beklediğimizin ötesinde, pek çok durumu da tanımlar bir nitelik kazanmıştır. Romandaki anlam belirsizlikleri, yazarın isteyerek yarattığı bir durumdur. Boris Vian'ın daha önce ve sonra yazdığı romanların ortasında yer alan bir mola, patlayan bir kahkaha gibidir.
Boris'in sondan bir önceki romanı. Gerçeküstü anlatımın kara mizahla harmanı. İlk kez eline alanın bile sıkılmadan okuyabileceği, okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadan bolca gülümseyebileceği bir klasik.
Bu kitap ne Pekin ne de sonbaharla ilgili.
Gerçek ve konuşulan dil arasında uçurum var mı? Konuşurken kullandığımız kelimelerin bir çoğunu gerçek anlamı dışında kullandığımızı hiç fark ettik mi? Aslında fark etmiyoruz bunu bazen deyim diyoruz bazen kültür. Ama kelimelerle gerçekler arasında uçurum var. Birbirini bazen kapsıyor çoğu zamansa bir boşluk oluşturuyor ki; bu boşluğu biz tamamlıyoruz; birikim ve alışkanlıkla, dilin doğal yapısı içinde. Ama bunu yaparken gerçeğe ne kadar yakınız; felsefi metinler veya makaleler okuruz yakalamak için gerçeğin “trenini”. Oysa gerçeğin treni bir çöle kurulmuş gereksiz bir “ray hattı” üzerinde gidiyor olabilir.
“Gerçek felsefe dünyayı görme biçimini öğrenmektir ve bir anlamda anlatılan bir hikaye felsefe metni kadar ‘derinlikli’ bir şekilde dünyaya işaret edebilir.” (Maurice Merleau-Ponty)
Yazar bir çok hayali hattı anlatırken sıradan hayatı anlatıyor aslında olduğu gibi bir sürü boşluk bırakarak. Çölde gereksiz bir tren hattı üzerine yapıyor bunu. Kelimelerin gerçek anlamlarını kullanıyor hiç çekinmeden patavatsızca. Mizah duygusunu kaybetmeden. Pek çok kabul edilmiş değerle dalga geçerek ve hiç sınır tanımadan.
“Yenilir yutulur bir söz değildi ama küçük lokmalara bölünmüştü.”
Gülümsemeden bazen de kahkaha atmadan okumak mümkün değil bu eseri. Roman bir çok bakımdan bir ilk ve sanırım bu tarz yazan başkaca bir yazar da yok. Kendine has üslubu ile o kadar güzel betimlemeler yapmış ki:
“Metro çok uzak değildi; sabırsız insan topluluklarını ağzının içine çekip çekip duruyordu. Belli aralıklarla da tam tersi bir davranışta bulunuyor ve öbek öbek insan kusuyordu; solgun suratlı, pelteleşmiş insanlar. Metro öyle kötü kokuyordu ki canavarın bağırsaklarının kokusu dışarı çıkan herkesin elbisesine sinmiş oluyordu.”

Anlatımı bu kadar sade ve derin nadir kitap okudum. Sıradan hayatın sıradanlaşan tüm ayrıntılarıyla göndermeler yapabiliyor roman. Felsefe yapıyor aslında sıradan hayatın felsefesini; bir sürü gereksiz yaşadığımız ayrıntıyı yazıyor ve eleştiriyor çoğu zaman. Bu eleştiri bildiğimiz bir tarzda değil elbette. Kendin dolduruyorsun içini istediğin gibi. Yazarın belki de başardığı en güzel nokta.
“Söz konusu bireyler düşünce biçimlerini öyle uzun uzadıya ve derinlemesine inceliyor ki, biçimin arkasına gizlenen düşünceyi göremez oluyorlar. İşlerine burnunuzu sokmaya kalkıştığınız zaman da başka bir biçim yaratarak önünüzü kapatmanın yolunu buluveriyorlar. Ayrıca, biçimin kendisini de bir sürü parçayla, dahice birtakım mekanik aygıtlarla geliştirmişler. Üstelikte bunu söz konusu düşünceyle kaynaştırmaya çabalıyorlar. Böyle olunca da düşüncenin saf fiziksel, duyumsal ve tepki niteliğindeki doğası tümüyle ellerinden kaçıp gidiyor.”
Sorgulamanın bu şekli de çok güzel inanın, mizah duygusunu kaybetmeden. Yazar öyle boşluklar bırakmış ki doldurmayı seviyorsunuz. Bir eleştirmen çapraz bulmaca değil eserleri diyor Boris Vian için. Haklı aslınsa kübik bir bulmaca çünkü.
“Normal insanlarda böylesine güçlü bir üstünlük duygusu yok. Sizi horlayan bu değil; onların yaşam çerçevesi ve bu çerçeve içinde varlığı giderek küçülen birey aşağılıyor sizi. Ama önemli bir şey değil bu. Olanca manyaklıklarınız, hastalıklarınız, garip anlaşmalarınız ve kınadığım her şeyinizle içinize kapanmanızın, kendi kendinizle yetinmeye çalışmanızın nedeni de bu değil. Bunun bir tek nedeni var, kendinizi gerçekten çok sınırlıyorsunuz. Basit bir hormonal ya da zihinsel sapma yüzünden kendinize etiket yapıştırıyorsunuz. Bu çok üzücü bir şey. Üstelik bu yetmiyormuş gibi etiketin üstünde ne yazıyorsa onunla özdeşleşmeye çalışıyorsunuz.”
Keyifle gülerek okudum romanı. Göndermelerin derinlemesine hazzını yaşadım. Bu kadar düz bir metin aşırıya kaçmadan da sıradan hayatı eleştirebiliyor.
Keyifle okuyunuz!
Vian'ın gerçeküstücü tarzını bilenlerin okurken eğleneceği ve seveceği bir kitap. Ama ilk kez Vian okumak için iyi bir tercih olmayacaktır. Karmaşık olayları ve dağınık anlatımıyla zor okunan ve dikkat isteyen bir kitap olmasına rağmen okuduğunuza değecektir.
Dansın vazgeçilmez figürlerinden biri olan tehlikeli bir sıçrayışın en keyifli noktasındayken duydukları bir sesle irkildiler.Telefonun zili, bir medüzün kulak zarı patlatan ıslığını çağrıştırabilmek için ne yapmak gerekiyorsa hepsini yaparak, acı acı çaldı. Havada yakalanan Mangemanche sırtüstü yere yayıldı.Cruc da o sırada tepeüstü yere çakılıyordu. İçinde çalımlı, büyük bir hurma ağacı bulunan yeşil bir saksıya gömülüverdi sonunda.
İlk ayağa kalkan Mangemanche oldu ve telefonu yanıtlamak için atıldı. Cruc ise topraktan kendini kurtarabilmek için manevra yapıp duruyordu. Sonunda saksıyla birlikte ayağa kalktı, çünkü kafasını kurtarabilmek için çekiştirdiği şey boynu değil ağacın gövdesiydi. Yaptığı yanlışı ancak bütün toprak sırtından aşağı boşaldıktan sonra farketti.
Boris Vian
Sayfa 53 - Can Yayınları 1986 baskısı.
Kocaman, köpüklü dalgalar peşpeşe geliyor, gemi de bütün bunlara karşın az çok yol alıyordu. Ama ileriye değil geriye doğru. Durum böyle olunca da, onu hızlandırmak söz konusu olamazdı. İyot ve firavunsıçanı kokusuyla yüklü serin bir rüzgar dümencinin kulaklarına doluyordu. Re diyezden şakıyan tatlı bir çulluğun sesini andırıyordu rüzgarın ıslığı.
Boris Vian
Sayfa 96 - Can yayınları 1986 baskısı
Cruc, büyülenmiş gibi bakıyor, gözleriyle pervanenin dönüşünü izlemeye çalışıyordu.Gözyuvarlarını çukurlarının içinde döndürüp duruyordu bu amaçla ama, merkezkaç kuvvetinin etkisiyle göz billurları dışarı uğruyordu. Bu nedenle ancak kirpiklerinin iç kısmını görebiliyordu. Sonunda bu izlemeden vazgeçti.
Boris Vian
Sayfa 53 - Can Yayınları 1986 baskısı.
Arthur Eddington çöldeki aslanları toplamanın kolay bir yolu olduğunu söyler; bu iş için kumu elemek yeterlidir, böylece aslanlar eleğin üstünde kalacaktır. Bu işlemin aşamalarından biri -belki de en ilginci- eleği sallama aşamasıdır. Sonuçta bütün aslanların eleğin üstünde biriktirdiği görülür. Ama Eddington bir şeyi unutmuştur; kumun elenmesi sırasında yalnızca aslanlar değil, çakıl taşları da eleğe takılır.
Boris Vian
Sayfa 66 - Can Yayınları 1986 baskısı.
Zenci uşak Dupont akşam yemeği için mutfakta başka bir konserve kutusu hazırlamakla uğraşıyordu. Önce yemeği bol baharatla ve harlı bir ateşin üstünde pişirmek gerekiyordu. Sonra lehim hazırlanacak, bol suyla pişirilmiş yiyecek kalaylı saç kutuya doldurulacak, ama önce yemeğin suyu dökülecekti. Sonra kutunun kapağı sımsıkı lehimlenecek ve akşam yemeğinin konserve kutusu böylece hazırlanmış olacaktı.
Boris Vian
Sayfa 70 - Can yayınları 1986 Baskısı.
Tek bir hareketle ışığı yaktı. Dünkü suratı hâlâ oradaydı.
Boris Vian
Sayfa 21 - Can yayınları.1986 Baskısı.
"Ve işinize zamanında gelin," diye bağırdı amiri. "Dün altı dakika geç kaldınız." " Ama nasıl olur, dokuz dakika erken geldim," diye itiraz edecek oldu Claude. "Evet , tamam da, her zaman on beş dakika erken gelirsiniz," dedi Saknussem(amiri). "Azıcık gayret edin, gözünüzü seveyim."
Boris Vian
Sayfa 23 - Can yayınları 1986 Baskısı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pekinde Sonbahar
Baskı tarihi:
Ocak 1994
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755102051
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Pekin'de Sonbahar adlı bu romanını yirmi altı yaşındayken ve üç ay içinde yazmıştı. Bu roman, önceden belirlenmiş bir çizgiyi izlemeyen, hızlı, özgür ve çok ustaca yazılmış bir anlatıdır. Boris Vian, bu romanında, sözcüklere gerçek anlamlarını yüklemiş, sözcükler beklediğimizin ötesinde, pek çok durumu da tanımlar bir nitelik kazanmıştır. Romandaki anlam belirsizlikleri, yazarın isteyerek yarattığı bir durumdur. Boris Vian'ın daha önce ve sonra yazdığı romanların ortasında yer alan bir mola, patlayan bir kahkaha gibidir.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Nesrin Ay
  • N. Cassady
  • Sureyya Gok
  • Nedra Nani
  • Engin Durgal
  • Ömer aydemir
  • Doly
  • Dilara Uluer
  • aslı
  • ozan erdoğan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (3)
9
%10 (1)
8
%20 (2)
7
%30 (3)
6
%10 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0