Yazarımız , 1910 Paris doğumlu, cezaevlerinde kalmış. Filistin, Abd zenci hareketleri, Cezayir vs olaylarına, insan haklarına ve emperyalizme karşı olmak bağlamında tepkiler vermiş, gösterilere katılmış, yazılar yazmış. Kitabımızda bazı yazıları, röportajları ve hayatı aktarılmış. İlginç ve faydalı yönleri olan bir eser, bence.
Açık DüşmanJean Genet · Metis Yayınları · 200056 okunma
Babasız, küçüklüğünde hırsızlıktan hapishaneyle tanışarak kendince hayata karşı durmayı seçmiş ve tüm edebi eserlerini hapishanede yazan yazar, sonraları bir anarşist olarak ezilen halkların yanında yer almış, Amerikan Kara Panterler, Alman Kızıl Ordu Fruksiyonu, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne direkt ve yazdığı makalelerle dolaylı olarak kalan ömründe destek vermiştir. Deist, eşcinsel ve sömürüye karşı olan yazara göre; karşılarında Beyaz, açık ve de Amerika gibi mutlak bir düşman vardır.
Zorbalık ile şiddetin ayrılması gerektiğinden bahsederek açıkça tabii olduğu beyaz Fransız ve ayrıca Yahudi toplumuna karşı tavır alır. 5 yıl gibi kısa sürede yazdığı tiyatro oyunlarında; zencilerin ezilmişliğini (Zenciler) ve burjuva sınıfının kokuşmuşluğunu (Hizmetçiler, Paravanlar ve Balkon) dile getirir. Fas'ta bir hapishane ile genelev arasındaki mezarlığa gömülmesini vasiyet edebilen bu sistem mualifi kalemi, günümüz dünyasında ABD'de katledilen bir siyahın son sözleriyle analım: NEFES ALAMIYORUM.
Jean Genet, 1910'da doğan Fransız bir yazar fakat hem suçlu hem sanatçı kimliğiyle bizler onu tanıdık. Küçüklüğünde hırsızlık yapıp ıslah evine düşmüş, gençliğinde Avrupa'yı dolaşırken sahtekârlık ve kaçakçılıkla geçimini 'kazanmış'. Fransız filozof J.P. Sartre ile olan ilişkisi ise tam anlamıyla edebi bir "bromance" hikâyesi. Sartre, Genet’ye 700 sayfalık "Aktör ve Şehit" adlı bir biyografi yazmış ve Genet sıkılgan kişiliği ile bu kitaba şöyle yanıt vermiş: "Bu adam benim hakkımda benden fazla şey biliyor!" Sartre'ın Genet'yi kendi felsefesi için nesneleştirdiğini düşünüyorum aslında, onu bir konu gibi işlemiş. Böyle bir karşılaşmanın etkisi büyük olur, Genet belki de düşmanlığı bu yüzden dostluktan samimi görüyor. Açık Düşman kitabında da ihanet, sadakat, ve ötekilik kavramlarını birbirine dolandırıyor Genet, radikal bir ötekiliğin içinde yaşayan karakterleri kendilerini toplumsal normların karşısında konumlandırırken, Levinasçı anlamda Öteki’yi hem reddediyor hem de onaylıyorlar. Hatta Genet’nin anti-kahramanları, Levinas’ın "ben-merkezci etik" eleştirisini doğrularcasına, kendilerini Öteki’nin yüzüyle karşılaşmayı reddeden varlıklar olarak konumlandırıyor ancak bu reddedişleri paradoksal bir biçimde onların Öteki’yle olan varoluşsal bağlarını güçlendiriyor..Kendi ahlaki evrenlerini kuran bu karakterlerin Genet'nin özünden beslendikleri şüphesiz..Amerika/İsrail eliyle yersizyurtsuzlaştırılan Filistinlilerle dayanışan, onların sesini duymak için Ürdün'de Beyrut'ta yaşayan Genet, bir gün bir vatanları olduğunda, devletleştiklerinde artık onlarla olmayacağını dile getirir. Genet'nin, Heidegger’in tanımladığı "herkes" (das Man) dünyasına karşı isyan eden çığlığını söyleşilerinde ve makalelerinde sürekli duyarız. Sanki Sartre’ın Varlık ve Hiçlik’te tarif ettiği “kötü
Jean Genet (Jan Jöne diye okunur) Fransız düşünür; oyun, deneme ve roman yazarı; şair, politika aktivistti. Daha çok tiyatro oyunlarıyla tanınır.
1910 yılında Camille Gabrielle Genet tarafından kimsesizler yurduna bırakılan yeni doğmuş bebeğe Jean adı verilmişti. Jean, yedi yaşına geldiğinde zanaatçı bir ailenin yanına yerleştirildi. 10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu. Ancak orada da çok kalmayacaktı; 1926'da, 3 ay süren ilk hapishane deneyimini yaşadığında 15 yaşındaydı. Serbest kaldığında uslanmamıştı; bu kez reşit olana kadar kalmak üzere ıslahevini boyladı. 1930ların sertliği ile ünlü bu ıslahevi Genetyi gerçek bir suçlu haline getirdi.
Islahevinden kurtulabilmek için yazıldığı askerlikten ve ardından Fransadan firar eden Genet, pekçok ülkeyi ve hapishaneyi ziyaret edeceği bir yıllık seyahatinin sonucunda 1937de Fransaya geri döndü ve yeniden suç dünyasına daldı. Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı, ya fahişelik. 1942de bir kez daha cezaevine düştüğünde olgunlaşmıştı artık. İlk şiirini yazdı, ilk kitabı Notre-Dame des Fleurs (Çiçeklerin Meryem Anası) yayımlandı. Ardından Miracle de la rose (Gülün Mucizesi) geldi. 1948 ylında yayımlanan Journal du voleur (Hırsızın Günlüğü) bir anlamda Genet'nin otobiografisi niteliğindedir. Le balcon (Balkon), oyunları ve hatta tüm eserleri içinde en çarpıcı olanı kabul edilir. Balkon adlı oyununda yeryüzü egemenlerini alaycı ve acımasız bir dille eleştirir. Bu oyun Türkçe olarak 1998 yılında Tiyatro Stüdyosu tarafından sahnelendi. Ölümünden kısa süre önce, atölyesinde ziyaret ettiği Alberto Giacometti ile yaptığı röportaj ve Giacometti'nin sanatı üzerine kendi yorumunun bulunduğu L'Atelier d'Alberto Giacometti Giacometti'nin Atölyesi adlı röportaj/sanat içerikli kitabı, Genet'nin son yapıtıdır.
Kitapları sayesinde tanıştığı André Gide, Jean Cocteau ve Jean-Paul Sartre'ın cumhurbaşkanına verdikleri dilekçe sonucu özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu af sonrası, tekrar yeraltı dünyasına dönmemiş, kendisini tamamıyla edebiyata vermiştir. Ancak toplumsal olaylara, ezilen insanlara karşı hiç duyarsız kalmadı; 1968 mayısında öğrencilerin, Vietnam Savaşı sırasında Amerikan solunun, ırkçılığa karşı Kara Panterler'in ve İsraile karşı da Filistinliler'in yanındaydı. Bu konular hakkında yazdıkları ve röportajları Türkçe olarak Açık Düşman başlığıyla yayımlanmıştır.
1986'da Paris'te bir otel odasında ölü olarak bulunmuştur.