Kitabı elinize aldığınız andan itibaren bitirdiğiniz ana kadar sanki Sait Faik Abasıyanık ile bir kahvehanede sohbet ediyormuş gibi hissedersiniz. Gündelik hayata, insanlara, doğrulara, yanlışlara beraber şahit oluyormuş hissine kapılırsınız. Sanırım onun bu kadar çok sevilme sebeplerinden biri de budur. Abasıyanık hem hastalığı hem de toplum tarafından kabul görülmeyen seçimleri dolayısıyla insanlardan uzaklaştığını ve Burgaz Adası’na çekildiğini görürüz. Bu yüzden öykülerinde mekan adalardır ve anlatıcı bizzat kendisidir.
“Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. "