“…düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?” dedi Uzun İhsan Efendi.
Düş ile gerçekliğin iç içe geçtiği bu kitapta gerçekliğin içinde maceradan maceraya sürüklenirken kendimizi aniden bir düşün kıyısında bulabiliyoruz. Kurgu üstüne bezenmiş bu post modern romanda tarih, coğrafya, felsefe ve bilime dair birçok konuya değiniliyor. Yazar okuru sıkmadan bu konuları kurgu içinde eritiyor, tadından yenmez bir yemek şölenine dönüştürüyor.
Kitapta Bünyamin’in çıktığı bir yolculuğu okusak da yazar bizi birçok farklı karakter ve ilginç hikayeleriyle tanıştırıyor. Ebrehe, Alibaz, Zülfiyar, Vardapet, Dertli -ah Dertli, beni etkileyen karakterlerden-…
Bu kadar karakterin olması kafa karıştırmıyor mu, diye düşünebilirdim kitabı okumasaydım. Sanırım kitabın en sevdiğim yönü bu oldu. Çünkü birçok karakterin işlendiği kitapta yazar, onların hikayelerini farklı yollarda ilerletse de aynı duraklarda kesiştiriyor.
Velhasıl kitabı epey sevdim, alışılagelmiş anlatımların dışında roman okumak isteyenler için dopdolu bir kitap. Alın okuyun, okutturun.:)