'Sevgili Dost', sık sık bu kelimelerle başlayan deneme tadında mektuplar okuyoruz. Bakın yazar bu iki kelime için ne diyor:
"Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor. Sevgili olunmadan dost, dost olunmadan sevgili olunmuyor. eğer bir ruh beraberliğiyse dostluk, iki ruhu bir kılan nedir?"
Olay yok, yazılan mektuplar birçok duyguyu taşıyor. Bizi içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Kâh çocukluğunuza gidip kanayan dizinize üflüyorsunuz kâh yetişkinlik döneminde kendinizi anlatmadan sadece anlaşılmayı bekliyorsunuz. Hüzün de neşe de var kitapta. Yalnızlık, kırgınlık, umut, inanç... Her 'Sevgili Dost' dediğinde sırtınızı sıvazlayan bir dostla konuşur buluyoruz kendimizi.Yazarın kendi yazdıklarının yanı sıra derlediği alıntılar da çok kıymetli. Bu sebeple her sayfasında çizecek birkaç satır buluyorsunuz. Hem öyle bir defa okuyup rafa kaldırmaya gerek yok. Görünür bir yere koyun ara ara 'şu sayfanın şu satırı' diyerek açıp okuyun, belki nefes olur.
"Büyüyünce doktor olmak isteyen çocuklar, büyüyünce cellat oldular. Mirasları için anne babalarını, kalpleri için sevgililerini, ilkeleri için kendilerini öldürdüler."