"Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum..."
Evet, duymuş olduğunuz bu sözü çoğu insan biliyordur. Instagram'da, Twitter'da veyahüt başka mecralarda elbette rast gelmişsinizdir. Evet bu o kitap arkadaşlar. Bazen sırf bir sözü için bile bir kitabı okumayı çok isterim fakat bu kitabı okuma kararım bu yüzden değildi.
Ülkemizin en çok okunan bu çok değerli kitabını okuduğum için kendimi şanslı hissedip, bir o kadar da kendime kızıyorum. Neden bu kadar geç okumaya başlamışım diye. Bu kadar çok okunduğu için, ilk sayfalarda veyahüt kitabın her sayfasında neden bu kadar çok okunduğunu hep sorguladım ve beni her sayfasında daha da içine çeken bir kitap oldu. Okuduktan sonra etkisinden bir süre çıkamayacağınız bir eser, roman, başyapıt.
Peki neden bu kadar çok okunuyor ve satılıyor bu kitap? Bu romanın sırrı nedir?
Onbinlerce kişiye hitap eden bu romanın bu kadar başarılı olma nedenini bir kaç satırda açıklayabilmek mümkün değildir. Kitabın konusu, İstanbul'dan Almanya'ya giden Raif Efendi ve orada tanıştığı Maria Puder arasındaki aşkı anlatıyor. Romanın bu kadar çok okunmasının temel sebeplerinden biri; iyi niyetli, içine kapanık, saf bir adam olan Raif Efendi ile Maria arasında yaşanan saf, temiz ve tutkulu bir aşk ve Sabahattin Ali'nin bu ilişkiyi okuyucuya sunmaktaki ustalığı olarak gösterebilirim.
Roman iki bölümden oluşuyor: ilk 60 sayfalık bölümde anlatılanlar; aslında Sabahattin Ali'nin gerçek hayatta 2 yıl Berlin'de yaşamasından esinlenerek yazdığını söylemek mümkündür. Romanın asıl konusu olan ikinci bölümde ise: Raif Efendi'nin siyah kaplı deftere döktüğü; çoğu zaman hüzünleneceğiniz, belki ağlayacağınız tutkulu bir aşk hikayesinden bahsediliyor.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda ne kadar etkilendiysem, bu kitaptan da bir o kadar etkilendim. Etkilenmemdeki bir diğer sebeplerden biri de sanırım Raif Efendi'yi gerçek hayatta kendime yakın bulmam olur. O yalnızlığı, içine kapanıklığı, saflığı ve sessizliğinde kendimi buldum diyebilirim. Bu yüzden bu kitabın ve "Raif Efendi"nin yeri bende hep ayrı kalacaktır. Romanı okurken bilmediğiniz birçok kelime görebilirsiniz fakat bu sizi korkutmasın çünkü yazılanların hepsi gayet anlaşılır bir şekilde yazılmış. Herkesin mutlaka en az bir defa okumasını tavsiye ediyorum. Daha fazla uzatmayarak sevdiğim birkaç alıntı ile incelemeyi noktalıyorum:
"Ben onlar için hiçbir şey değilim... Hiçbir şey değildim... Senelerden beri aynı evde beraber yaşadık... Bu adam kimdir diye merak etmediler... Şimdi çekilip gideceğimden korkuyorlar..." s[34]
"Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?" s[68]
"Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti." s[118]
"Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin." s[155]