Gönderi

Ben kim miyim!
Bugün radyoterapimin yirmi beşinci, kemoterapimin ise beşinci günü. Bir kaç ay önce boğulurcasına öksürük nöbetleri sonrasında gittiğim dahiliye uzmanı, onkoloji servisine yönlendirdiği zaman anlamıştım bir şeylerin ters gittiğini. "Akciğer kanserisiniz" dedi doktorum. Üzüldüm, "tahliller, tetkiklerde başka organlara yayılmamış, ameliyata gerek olmadan radyoterapi ve kemoterapi ile sizi sağlığınıza kavuştıracağız inşallah" sözleriyle de şükürler ettim. Ben kim miyim? Uzun yıllardır kendime sıkça sorduğum bu soruya cevap ararken, kim bilir belki de anlattıklarım sonrasında siz bana kim olduğumun cevabını verirsiniz. Bir Üsküp sabahında babamla annem, ben ve kardeşlerimi karşılarına alarak "evimizi sattık, İstanbul'a yerleşiyoruz" dediklerinde sevinç ve hüznü aynı anda yaşadığımı bugün gibi hatırlıyorum. Küflü anılarım vardı, pas tutmuş, temizlemek istemediğim bir o kadar da parlak, hatırladıkça ruhumu aydınlatan. Bahçe içerisinde iki katlı bir evimiz vardı. Babam devlet dairesinde memur, annem sosyal hizmetler görevlisi. İki ablam, iki kardeşim toplam beş çocuktuk, hepimiz öğrenci. Mahallemiz müslüman, sırp, arnavut ve hırvat komşularımızla kimi zaman iyi kimi zaman tuhaftı. Dini bayramlarda Müslüman öğrencilerin giydiği bayramlıklar, sırp öğretmenler tarafından kirletilmeye çalışılırken, aynı mahallede komşumuz olan sırplar, bizlere olan saygılarından dinimizin yasakladığı değerlere dikkat ederlerdi. Hırvat sırpla, boşnak arnavutla evlenir, kimse kimsenin dinini, milliyetini sorgulamazdı. Çocuk her zaman her yerde çocuktur, milliyeti, dini değerleri yüreğinde kirletmeden, zihninde süzmeden başka bir çocuğu, çocukça, masumca sever. Biz de öyle severdik. 13 yaşlarımda iken hep birlikte İstanbul'a göç ettik. Tıpkı Üsküp'te sattığımız eve benzer bir ev satın almıştı babam, bahçe içerisinde, sokağında balkanlardan göç etmiş komşuları bulunan. Hepimiz çok iyi Türkçe konuşuyor ve dini vecibeleri yerine getiriyor olmamıza rağmen Üsküp'te Müslüman, İstanbul'da gavurduk. Boşnak ırkı uzun boylu, renkli gözlü, çocukları yaşıtları olan başka çocuklardan daha gelişmiş olurlar. Ne diyordum evet başka bir ülkede Müslüman, kendi ülkende gavur bakışlarını ne kadar bizi tanıyor, bize alışıyor gibi olsalar da üzerimizde hep şüphe olarak taşıdık. Bir sene okulu, eğitimi, alışması, tanınmasıyla geçti tamam derken annem iki ablam ile birlikte Almanya'ya işçi olarak gitti. Babam ve üç kardeş birlikte kaldık. İki kardeşim okula giderken ben bir ilaç fabrikasında işe başladım. Demiştim ya bizler yaşıtlarımızdan gelişkin oluruz, daha 14 yaşımda iken evlenmek isteyenler, yaşımın küçüklüğüne inanmayıp, babamın evlenmemem için uydurduğu bahaneler sandılar. Kader, tevafuk, nasip hepsi evliliğin görmezden gelinen sebepleri. 14 yaşımda bizden daha önceki yıllarda Türkiye'ye göç eden başka bir Boşnak ailenin 17 yaşındaki oğluna aşık oldum, o da bana. 14 yaşında öğrenci olmam gerekirken, eş oldum. Evlat olmam gerekirken gelin, abla, kardeş olmam gerekirken de yenge. 68 li yıllarda evcilik oynamam gereken ben evliliğe uygun görülen vasıflarla buluşmam için Kayseri'ye gelin gittim. Benim yaşımdaki kızlar sokakta ip atlarken onlara katılır, kaynanamın yarım yamalak türkçesi ile "kocan işten gelecek, eve gel" seslenişiyle çocukluğumun pantolonunu sokakta soyunur, eş, gelin elbisesini giyerek evde yerimi alırdım. Eşim; annesi, babası, kardeşi, ablası, yeğenleri ile birlikte yaşadığımız evde, abi, oğul, kardeş, dayı, amca idi ama koca değildi. Yanlış anlamayın kötü bir adamlıktan değil, bu kadar büyüklerin olduğu bir evde koca ünvanının ayıp olduğundandı. Hemşire geldi, serumu çıkarıyor kolumdan, yüzümdeki yorgun ifadenin hastalıktan olduğunu düşünüp, kimim ben sorgulamasını yaptığımı anlamadığı için "dinlenmeniz gerekiyor, kalkmayın lütfen" öğüdüyle şimdi çıktı odadan. Size bir Boşnak ezgisi bırakıp müsaade isteyeyim. Başka bir gün inşallah kaldığım yerden devam etmek isterim, kimim ben sorumun cevabını bulmak için anlatmaya. youtu.be/qS0BcSZC-EA
··
17,1bin Gösterim
114 Yorum
Ferah
Gönderi Sahibi
Herkese ilgisinden, samimi dileklerinden ve yürekten yazıldığında inandığım kıymetli her bir kelimelerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Tedavi sürecinde olan annem, her kemoterapi aldığında telefonla beni arayarak, geçmişinde olan bir şeyler anlatıyor. Birlikte yeri geliyor gülüyor, yeri geliyor ağlıyoruz. Yanlış anlaşılmaya sebebiyet vererek ben hastayım algısı oluşmasına neden olduysam herkesten çok özür diliyorum. Huzurla 🍀🌿
Annenize acil şifalar dilerim. Çok zorlu bir süreç olduğunu yakından bilirim. Sağlığına kavuşacağı günler yakın olur umarım. 🙏🍀
Çok geçmiş olsun anneciğinize 🙏 Rabbim acil şifalar versin inşallah 🙏 Geçen yıl babamın Akc Ca olduğunu öğrendiğimde ne yaparım, nasıl söylerim babama demiştim. 10 cm'lik kocaman bir kitlesi vardı ve artık yaşam kalitesini fazlasıyla etkiliyordu. Onsuz nasıl yaşarım, gözümün önünde erimesine nasıl katlanırım diye çok ağladım. Maalesef ki güçlü olmak ve mücadele etmek gerekiyor. Kendini bırakmak çözüm değil.. 6.kür kemoterapiyi aldı geçen hafta. 60 gün her gün İzmir'e ışın tedavisine gittik. Sonuç olarak yarı yarıya kitle de küçülme oldu. Ama babamdan da çok şey götürdü. Gözünün içine bakıyorum şu an.. Zor bir süreç.. Kolaylıklar diliyorum 🙏
Ferah
Gönderi Sahibi
Allah razı olsun, çok teşekkür ediyorum, sağolun 🤲🍀
Bu yorum görüntülenemiyor
Bu yorum görüntülenemiyor
Çok çok geçmiş olsun tez zamanda sağlığınıza kavuşursunuz inşallah 🙏🏻 lütfen yazmaya devam edin kaleminiz daim olsun 📚🥰düşleriniz, hikayeleriniz hiç bitmesin sımsıcak sarılıyorum 😍✌🏼🌸
Ferah
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum, tedavi sürecinde olan annem. Onunla birlikte tüm hastalara şifa versin inşallah Rabbim 🤲
Reklam
Ellerinize sağlık yazılarınıza devam edin mutlaka 😊 ve Sağlığınıza en kısa zamanda kavuşmanız dileğiyle. 🙏🏻🙏🏻🙏🏻
Ferah
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum, tedavi sürecinde olan annem. Onunla birlikte tüm hastalara şifa versin inşallah Rabbim 🤲
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.