Yunus, çetin bir sülûk devresi geçirmişti. Zâhitlikten ârifliğe erişmiş, geçici aşktan gerçek aşka yetişmiş, kendinden geçmiş ve türlü boyaya boyanış âleminde, kimi sensin demiş, yokluğa bürünmüş; kimi benim demiş, esmiş, coşmuş, doğmuş, dolunmuş, bütün kâinatı kendinde görmüş, katrede ummanı, zerrede güneşi seyretmiş renkten renge, halden hale uğramış, erimiş, sızmış, tortudan arınmış, sonra irşâd âleminde gönül alçaklığıyla dostları çağırmış, onlara yol göstermiş, onların önüne yol kesilmiş, yürütmüş, ulaştırmış; fakat sonunda gerçek varlığa karşı bütün bunların hiçliğini duymuş, duyurmuştur.
Sayfa 502 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
·
110 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.