Dr.Jivago’nun Kehaneti
“Yürüyor, yürüyor ve ˂Ebedi Hatırayı˃¹ söylüyorlardı; söylemelerine ara verdiklerinde ayaklar, atlar, rüzgarın sesi sanki bir nakaratmış gibi ilahi'yi sürdürüyorlardı.”
Boris Pasternak’ın Dr.Jivago adlı romanı bu cümle ile başlıyordu. Roman, müthiş Rusya doğa manzaralarının yanı sıra, 1917 Ekim devriminin yaşandığı süreçte, açlık, savaş ve ölümleride içerisinde barındırıyor.
Pasternak’ın gerçek hayatında da aşık olduğu kadın Olga Ivinskaya’dan esinlenerek hayat verdiği “Lara” karakteri ile yaşanan o hüzünlü aşk hikayesi de, bir bakıma romanın merkezine oturmuş durumda.
Romanı uzun uzadıya burada sizlere anlatmak istemiyorum. Şubat ayında yayımlanan “Jivago Vakası” ² adlı inceleme kitabı, Dr.Jivago’nun 1957 yılında İtalya’da yayımlanma hikayesini ve sonrasında yaşanılan süreci belgeler ışığında anlatıyor.
Dr.Jivago romanını birgün okursanız, mutlaka “Jivago Vakası” adlı bu inceleme kitabını da okumalısınız.
İnceleme kitabında dikkatimi çeken iki ayrıntıdan, daha doğrusu bahsedilmeyen iki ayrıntıdan söz etmek istiyorum. Bilindiği üzere, Nazım Hikmet 1951-1963 yılları arasında Rusya’da yaşadı. Pasternak’ın yaşadığı dönemin canlı tanıklarından da birisi. Öyleki, Rusya tarafından sanatçıların, edebiyatçıların bir arada yaşadığı köy olan Peredilkino’da ikamet etmekteydi her ikisi de. İlginç olan ise, inceleme kitabında gerek Rusya gerekse dünya edebiyatında söz sahibi olan birçok sanatçı ve edebiyatçının ismi geçerken, Nazım Hikmet’in ismi hiçbir yerde geçmiyor. Hatta, 1963’da kalp krizi ile aramızda ayrılan Nazım Hikmet ile iyi dostluğu bulunan ve vefatının hemen ardından “Nazımın Yüreği”;
Usanınca gerçeklerin yalanından,
kaygan, yüzsüz baskıdan,
tunç Nâzım'ı anımsarım
ve sesini
biraz hançerimsi :
"Merhaba