Kitabı bitirdikten sonra içim burkuldu. Tam olarak bunu hissettim. Zaten Sabahattin Ali'nin kitaplarının sonu böyle buruk biter bu da onlardan farksızdı. Roman iki ana karakter üzerinden gider. Yakışıklı, ağzı iyi laf yapan, hayatı boş bir uğraş olarak gören Ömer ve görür görmez vurulduğu Macide. Macide Balıkesir' den İstanbul'a gelip bir müzik okulunda tahsil görmektedir. İnce ruhlu, zeki ve merhametli bir kızdır. Kitapta Ömer 'in iç hesaplaşmasını ve yaptığı her kötü uğraşın bedelini içindeki şeytana yüklediğini okuruz. Kitapta aynı zamanda sadece Ömer in değil Macide' nin de iç sesini okuruz. İkisinin hayatı bir noktada birleştikten sonra evlenirler fakat hiçbir şey istedikleri gitmez. Hem birbirlerine bir o kadar yakın hem de çok uzaktırlar. Fakat kendilerinde başka kimseleri de yokturHayat görüşleri de bir yerde farklıdır. Sadece iki kişinin aşkı değil aydın insan çatışmalarını, maddi yokluğu, elde edince insanların birbirini ne şekilde kaybettiğini okuyacaksınız bu kitapta. Sizi ne kadar etkiler bilmem ama sonunda buruk bir tebessümle kitabı kapatacaksınızdır. Aynı zamanda İstanbul tasvirleri çok hoşuma gitmiş kitaptır.. (ilk incelemem biraz acemi olabilir :) ) İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali