Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 31 Ocak 2023 00:00 Ekonomik şartlardan dolayı odama hapsolduğum şu günlerde beni - aslında her zaman olduğu gibi - kitaplar kurtarıyor. Kitaplar üzerinden gezip mekanları, tarihleri ve kişileri hayal gücümde birleştiriyorum. Fena da olmuyor :D fakir avuntusu
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın okuduğum ilk kitabı Beş Şehir. Birkaç sene önce belgeselde görmüştüm ve ilgimi çekmişti .Ancak şimdi okudum.
Bazı alıntılar üzerinden gideceğim ve ilk kez böyle bir platformda ciddi ciddi yazı yazıyorum .Toyum çok da üzerime gelmeyin.
Önsöz, Ankara, 25 Eylül 1960
"Ancak sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar."
Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Ahmet Hamdi Tanpınar dan önce ,onun zamanında ve ondan sonra da çok şey değişti. Her gelen eski olana dönüştü. Bambaşka yaşamlar kitapta geçen Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul da ve kitapta olmayan pek çok yerde çiçek açtı. Ben bu döngüye bayılıyorum.
Anadolu acıyla kavrulan bir yer. Bu kısır döngüye sıkışmış İnsanımızın hayatına içten bakıyoruz Beş Şehir de. Tekrar tekrar yıkılan, yeniden kurulan bir "düzen" aslında her zaman bu toprakların insanlarının yaşamı oldu gibi geliyor bana.
Yıkılan ve kurulan demişken. Ahmet Hamdi Tanpınar mimari hakkında da yorumlara yer veriyor. Ben kitabın İstanbul bölümüne odaklanacağım bu konuda. Detay için kitabı okumanız gerekiyor bu konuda bilgim kıt.
Sayfa 133 " Asıl Türk İstanbul' u bu mimaride aramalıdır. "
Sayfa 147 " Pek az yerde sanat ve mimari gündelik hayata bu kadar yakından karışır."
Kısa ömrümün uzun bir bölümünde İstanbul' da oturmuş biri olarak, İstanbul'un İ sini bile bilmemek beni üzüyor. Bu utancı bir kenara bırakıyorum, İstanbul u kitaptan gezmek bile ayrı bir zevk gerçekten.
İstanbul' da ahşap evlerin olduğunu ve bundan dolayı şehrin sürekli yanıp yeniden inşa edildiğini biliyordum. Bunun yanında bazı tarihi binaların yerinde eskiden de tarihi yapılar olduğunu ve yenisinin yapılması için bu eski yapıların yıkıldığını öğrenmek beni üzdü. Ahmet Hamdi Tanpınar bu konuda şöyle bir yorum yapmış :
Sayfa 156 " Gerçek yapıcılığın, mevcudu muhafaza ile başladığını öğrendiğimiz gün mesut olacağız." Umarım bir gün öğreniriz.
Aile büyüklerimden duyduğum eski İstanbul un ağaçları ve girilebilen denizi her zaman benim için ütopik geliyordu. Onlardan da eski olan Ahmet Hamdi Tanpınar bile o zamanda eski ağaçların kalmadığını söylüyor. Bugünün İstanbul'unu görse ne der merak ediyorum.
Eskiden fakir, zengin herkesin birlikte eğlenebildiğini artık bunun olmadığını ,komşuluğun öldüğünü , kimsenin kimseden haberi olmadığını da söylüyor. Nesil -zihniyet çatışmaları vs. E hani değişim vardı. Her şeyde olduğu gibi değişim de bizde farklı oluyor :D
Kitap benim yetersiz yorumumun çok üstünde bir kitap. Okumazsanız belki bir şey kaybetmezsiniz. Sizin tercihiniz ama okursanız çok şey katacağını söyleyebilirim.
Buraya kadar okuduysanız da teşekkür ederim.