Kamelyalı Kadın Sonrası
9/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2023 15:37
Yazarı Alexandre Dumas Fils, Fils ise yazarın soy adı değildir, Fransızca'da oğul anlamına gelir. Bu şekilde anılması ve kitaplarının da bu şekilde basılmasını nedeni Üç Silahşörler, Monte Cristo Contu gibi eserlerin yazarı olan babası Alexandre Dumas ile karıştırılmasını engellemektir. Alexandre Dumas Fils, babası ve metresi ya da o zamanın adıyla yosması Laure Labay'ın evlilik dışı oğluymuş. Alphonsine Plessis adından güzel ve kibar bir hayat kadını ile tanışmış ve zaten duygulu ve romantik biri olduğu için hemencecik aşık olmuş. Daha sonrasında kendi aralarında ismini Marie Duplessis olarak değiştirdikleri bu kadın, kitaptaki Marguerite Gautier ile çokça benzer özelliğe sahipmiş. Her iki kadın da bir köyde fakir olarak doğmuş, güzellikleriyle ön plana çıkmış, Paris'te geçimlerini sağlamaları karşılığında erkeklerle birlikte olmuş ve çokça para kazanmalarına rağmen parasız ve trajik bir şekilde veremden ölmüş. Hatta her ikisi de ölüm döşeğindeyken alacaklılar tarafından daireleri resmen ele geçirilmiş. Bu benzerliklerden sonra kitabın başında, adını birkaç kez duyduğu bir yosmanın cenazesine katılarak kitabını satın alan adamın aksine, olayları bizzat yaşayan Armand Duval karakteri bir nevi yazarın ta kendisi oluyor. Böylece ilk beyefendi, okuyucuları temsil ediyor denebilir. Ayrıca gerçek hayatta da Alexandre Dumas Fils bir Kont ile birlikte Marie'nin mezarına gitmiş ve açtırmış. Günümüzde bile bu kitabı okuduktan sonra Kamelya çiçeği alıp Paris'te, Marie'nin mezarını ziyarete giden insanlar varmış. Kitabı okurken çoktan farklı versiyonlarda filmlerinin olduğunu düşünmüş ve hemen izleme kararı alsam dahi kitap hakkında düşünürken, kafamdaki karakterlerin aksine filmdeki oyuncuları anımsarım korkusuna kapılmıştım. Ama zaten sandığımın aksine düzgün bir film bulamadım; 1936 ve 1957 yıllarında uyarlanmış; ilki hakkında bir bilgi edinemedim ve ikincisi ise ücretli platformlarda izlenilebilen siyah-beyaz bir film. Ancak yazıldığı döneme yakışacak şekilde opera, müzikal tiyatro ve bale gösterilerine uyarlandığını gördüm. Bunlardan birkaçı; Antalya'da, Tan Sağtürk tarafından, kitaptan uyarlanan bale gösterisi epey beğenilmiş ancak ne yazık ki tamamını herhangi bir platformda bulamadım. Birkaç kesitini izlediğim kadarıyla çok hoş ve seyir zevki veren bir gösteriydi. Kedi Sahne Sanatları repertuvarında ise dünyada ilk kez müzikal olarak yer almış. Bölüm bölüm YouTube'da izlenebiliyor. İlk bölümü izledim, kulağım operaya alıştığındandır belki de, ya da sahneyi eksik bulduğumdandır diğer bölümleri izlemedim. Yine de Türkçe izlemek ayrı bir güzeldi. Ankara'daki G. Verdi - La Traviata Operası ise 2 saat olmasına rağmen beni ekran başında tutabildi. Ayrıca La Traviata şarkısını çokça sevmeme rağmen bu kitap için bestelendiğini yeni öğrendim. Gösteri sırasında epey tanıdık şarkı karşıladı beni. Başkarakterlerin isimlerinin Alfredo ve Violetta olarak değiştirilmesinin bir nedeni var mı bilmiyorum, bu konuda pek bir şey bulamadım. Çevrilmiş hali ile birlikte YouTube'dan izlenebiliyor. Bunların ötesinde beş yüz frank sahnesine değinmeden edemeyeceğim. Beni derinden etkiledi, bir süre aynı satırları okuyup Armand'ın bunu gerçekten yaptığına inanmaya çalıştım. Ayrıca Armand'ın terk edildikten sonra yaşadığı karakter çatışması bir aşk kitabına yakışacak türdendi. Her şeyin sonunda aniden Marguerite'in mektuplarına geçildiğinde onun bakış açısından tüm her şeyi okuyabileceğimi fark etmem kitabı kapatıp bir köşeye bırakmama ve biraz soluklanmama sebep oldu. Böyle bir şeyi asla beklemiyordum. Ortalarda Marguerite'in aşkından şüphe ettiğim yerler olmuştu ve son sayfalar o anların intikamını sert bir şekilde aldı benden. Armand'ın mezarı açtırıp Marguerite'in yüzüne son kez baktığı sahneyi kitabı bitirdikten sonra dönüp tekrar okudum, işte o zaman daha farklı, daha derin bir anlam kazandı. Kitabı okuduktan sonra günlük yazarken elimde olmadan yazarın üslubunu kopyaladığımı fark ettim. Yazın dünyasında yazarlardan bu kadar çabuk etkilenen biri olmam biraz zararıma ama zaman geçtikçe bu üslubun olumlu kalıntılar bırakarak seyrekleşeceğini biliyorum. Uzun, bağlaçsız, bu yüzden virgüllü cümleler yeni bir tarzı kullanmayı öğrenene kadar favorim. Ve her şeyden öte Alexandre Dumas Fils amacına ulaştı, artık hikayesini bilmediğim hiçbir hayat kadınına ön yargıyla yaklaşmam.
Edebiyat
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,2bin okunma
·
2 +1'leme
·
132 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel olmuş 🥺💙 okunacaklar listeme eklendiii