Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitabı gerçekten severek okudum. Kitabı okuduğum süre çerçevesinde insanları ,çevreyi ve çok daha fazlasını sorguladım. Yazar koku duyumuzu kullanarak insanın neler yapabileceğini bizlere aktarmış. Birazda kitaptan bahsetmek istiyorum.
18.yüzyıl Fransa'sında sokaklar gübre, fare pislikleri ve daha fazla kötü şey kokarken, tüm ülkenin en kokuşmuş yerinde Paris'te bir balıkçı tezgahının altında balıkların çıkarılmış iç organlarının içinde Baptiste Grenouille dünyaya gelir. Hayatında ilk ağlaması yüzünden annesini idama sürüklemiş ve hayata yalnız bir başlangıç yapmak zorunda kalmıştır. Hiçbir zaman hiçbir yere ait olamayacağını düşündüğü bir hayata yakışabilecek bir başlangıçla kitabın ilk sayfalarında yerini alıyor.
Karakterimiz Grenouille böyle bir başlangıç sonrasında birçok süt anne değiştiriyor ve hiçbiri ona bakmayı istememektedir. Çünkü kokmamaktadır. Çocukların kokması gerektiği gibi temiz bebek pudrası kokusu gibi kokması gerekirken karakterimiz hiç kokmuyor. Hiçbir kokuya sahip olmadığı gibi bir koku kimliği de yok.
Karakterimiz kokmamasının yanı sıra aynı zamanda çok gelişmiş bir koku duyusuna sahip. Bu belki de onun hayatındaki en büyük kötülüklerden birisi. Çünkü karakterimiz haz uyandırıcın kokuları saklayabilmek uğruna çeşitli cinayetler işliyor ve kokuları arzulamaktan da kendisini uzak tutamıyor.
Kitabın ana hatları bundan ibaret cinayetleri ve duygusal kimliğini ele almaktadır. Bana kalırsa kitap tamamen sonu için yazılmış ve okurken merak uyandırıyor. Karakterin ruhuna tam anlamıyla ilk defa kitabın son sayfalarında ulaşabiliyoruz. Özbenliğe yönelik kitaplardan hoşlanan insanlardansanız bu kitaba da bir şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.