Açıkçası ilk başladığımda bu kitap, bana fazlaca sıkıntıdan kitap yazıp kitlelerden para silkeleyen vasıfsız tanınır insanların yazdığı kitaplardan biriymiş gibi bir his verdi. Hatta bu incelemenin başlığını çoktan belirlemiştim bile. ‘’Matt Haig’i rahatlatan, beni geren düşünceler.’’
Bu başlığı hak eden kısımlardan biri de daha 10. sayfada karşımıza çıkan ‘’Sorun Yok’’ başlıklı kısım mesela. ‘’Kendini kötü hissetmede sorun yok’’ diye başlayan bu kısımda hayatımızda sorun teşkil ettiğini düşündüğümüz ve çoğunlukla da sorun olan duyguların, durumların ve hislerin cümleleştirip sonuna ‘’sorun yok’’ kelime grubunu eklemiş ve çok da yararlı olmayan o manasız bölümlerin ilkini eklemiş kitaba. Mesela sayfa 43’teki ‘’Endişe ediyorsanız, etmeyin.’’ tavsiyesi, ‘’Sadece kendine güven’’ minvalinde bir tavsiye olmuş. Veya sayfa 77’deki koca bir sayfaya tek başına yazılmış ‘’Ulaşılacak hiçbir dış görünüş makarna yememeye değmez.’’ cümlesi bana ‘’Sen bir pizza değilsin’’ cümlesini hatırlattı. Bir başka örnek de sayfa 149’da koskoca bir sayfada bir başına duran ‘’Buradasınız, bu kadarı yeterli.’’ cümlesi. Sayfa 225’te yalnız başına takılan ‘’olmak>yapmak’’ cümle bile değil…
Bölümden ziyade kendi için yararlı olabilecek ama herkese iyi gelmeyecek tavsiyeler de var. Mesela sayfa 98’deki ‘’ Kötü bir günü güzelleştirmek için ipuçları’’ adlı kısımda ‘’Yapmak istemediğiniz can sıkıcı bir şey varsa iptal edin, hemen.’’ tavsiyesine uyabileceğimiz bir ütopyada yaşamıyoruz hiçbirimiz.
Yazar, bu ve bunun gibi kısımların sorumluluğundan kitabın hiçbir amacı olmadığını belirterek kurtulmaya çalışmış ama sonuçta bu basılmış, ticari getirisi olan bir kitap; yazarın başucuna koyup uyuduğu bir not defteri değil. Yani sorumluluk hala yazarın ve bu şekilde romantize edilmesi bu eleştirilerden azad etmiyor bu kitabı.
Tüm bunlara rağmen içindeki alıntılarla, yazarın yaşadığı depresyondan ve anksiyetesinden yola çıkarak yaptığı amatör tespitlerle, kullandığı edebi dille, içselleştirdiği duygular ve öğrendiği psikolojik metotları okuyucuya aktarmasıyla bu kitap yararlı bir kitap mı?
Evet.
Özellikle kalbimizin üzerinden atlı orduların geçtiği o anksiyetik anlarda bize umut verecek ve sakinleştirecek bir iki cümleyi sanki bir dosttan sırtımız sıvazlanarak, ellerimiz sıkıca kavranarak duyarmış gibi bir etki de yaratan birçok bölümü var. Örneğin:
‘’Şimdiye kadar neler atlattınız, bu da geçecek. Dönüşeceğiniz insan için hayatta kalın. Siz kötü bir günden, haftadan, aydan, hatta bir on yıldan daha fazlasısınız. Farklı olasılıklar içeren bir geleceksiniz. Gelecekteki bir anda şu an tutunduğunuz bu yolunu kaybetmiş eski halinize minnet duyarak bakacak olan başka birisisiniz. Dayanın.’’
Bu ve bunun gibi sayfalarla yazar, kendi deneyimlerini dilin iyileştirici gücünü kullanarak okuyucusuna bir ‘’kötü günler rehberi’’ sunmak istemiş gibi. ‘’Sen de mi o yollardan geçtin hissi’’, yani bazen bir başkasının da aynı şeyleri yaşadığını bilmek bilgece edilmiş bir sözü duymaktan daha iyi gelir.
Yazarın adeta beynimize kazımak istediği şey, hayatta tek amacın ‘’kendimiz’’ olduğu ve ‘’anda kalmak’’. Eğer bu kitabı bir psikoloji kitabı kalıbına sokmaz ve profesyonellik beklemezseniz, içinden bir şeyler almaya hazır şekilde okursanız, size bir şeyler verecektir.
Gece Yarısı KütüphanesiRahatlama KitabıZamanı Durdurmanın YollarıÖlü Babalar KulübüNevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig