Puan vermedi·199 syf.··
2023 15. kitabı
Çok hacimli bir kitap olmasa da astronomiden astrolojiye, matematikten mühendisliğe, hayvanlar âleminden rüya tabirlerine, bir çok konuyu barındıran yoğun bir romandır Beyaz Kale. Tarihsel malzemeyle örülmüş bir dokuya ve zaman dilimine sahip olan roman, bunu daha ilk sayfada Tarihçi Faruk’un (Sessiz Ev’in kahramanlarından) Beyaz Kale- elyazması için yazdığı ön sözde okuyucuya sunar. Üst kurmaca tekniği ile hikâye içinde hikâye yaratan yazar el yazmasını tesadüf eseri bulup, üslup kaygısı taşımadan çevirdiğini söyleyen (bu yönüyle pek özgün olmayan) bir giriş bölümü ekleyerek başlangıçta okur ile yazar arasına bir sahicilik perdesi çekmeye çalışan romancıların izlediği yolu takip eder. Bu yolla Orhan Pamuk ana hikâyenin yaratıcısı değil, aktarıcısının yaratıcısı konumuna geçer. Taa ki romanın sonunda niyetini açıklayana dek okuyucu ile romancı arasında gerçek olmadığını bildikleri bir anlaşma imzalanmış olur böylece. (Saf ve Düşünceli Romancı kitabında Orhan Pamuk bunu çok güzel anlatmıştı.) Türk korsanlarınca esir alınan bir Venediklinin bir Osmanlı hocasıyla tanışması, birbirlerinden bir şeyler öğrenmeye çalışmaları, nihayetinde bu etkileşim sonucu birbirlerinin yerine geçip “yeni hayat”larına devam etmelerinin anlatıldığı bir romandır. Beyaz Kale, sadece tarihsel dokuyla yetinmeyen, birtakım sorunları da ortaya koyan bir romandır. Orhan Pamuk’un kendisi de bu noktaya özellikle vurgu yapar: “Evet bu kitap tarihten söz ediyor, ama bir tarihsel dönemi anlatmak için değil, bir hikayeyi anlatmak için. Aklımda var olan bir hikayeyi bir tarihsel zamana oturttum.”der. Romanda aktarılan olayları Venedikli kölenin anlatımı ve bakış açısının ışığında takip ediyoruz. Anlatıcının (Venedikli köle) nasıl esir düştüğünü, Hoca’yla ne vesileyle tanıştığını, sultanın düğünü için havai fişek gösterilerini nasıl düzenlediklerini, şehirde ortaya çıkan veba salgınını önlemek için neler yaptıklarını Hoca’yla birbirlerini tanımak, anlamak için oturdukları masa başında neler yazdıklarını, konuştuklarını, padişahın (Avcı Mehmet) kendilerinden istediği silahı yapmak için nasıl bir uğraş verdiklerini, padişah için hazırladıkları risaleleri vs. hep bu anlatıcının ağzından dinliyoruz. Ancak romanın son bölümlerinde kahramanlar birbirinin yerine geçtikten sonra anlatıcının Venedikli köle mi yoksa Hoca mı olduğu konusunda bir tereddüt yaşanır. Çünkü anlatıcı bazen hâlâ Venedikli köle olduğu bazen de Hoca olduğu düşüncesi uyandıran ifadeler kullanır. Fakat gerçeğin ne olduğunu Orhan Pamuk bile bilmediğini söyler;)
Beyaz KaleOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201211,3bin okunma
·
262 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.