·360 syf.····Okunma: 17 Ocak 2023 00:00 *Spoilersız kısım*
Öncelikle ilk kitap bana daha çok heyecan vermiş olsa de yine de Deha bundan geri kalmadı. June her zamanki gibi beni kendine hayran bıraktı özellikle de zekası ve sağduyusuyla. İlk kitaptan beri "Ne oldu? Tam olarak nasıl bir felaket yaşandı da sel herkesi mahfetti ve Amerika Birleşik Devletleri'ni ikiye ayırdı?" gibi konulara Marie Lu'nun kitapta daha ayrıntılı değinmesini bekliyordum. Fakat yazarın kitaplarına bakınca neden bu ayrıntının üzerinde çok durmadığını anladım. Çünkü zaten bu konuya değindiği bir yan kitabı var ama Türkçeye çevrilmemiş henüz. Umarım en kısa zamanda çevirilir.
Ve benim gözümde gerçekten kitabı değerli kılan bir başka kısım Marie Lu'nun son sözü oldu. İlk kitabın son sözünden hatırladığım kadarıyla Marie Lu'nun kafasında Efsane'nin kurgusu çok uzun zamandır varmış. Hatta yanlış hatırlamıyorsam düzeltin, 14 yaşında başlamış bu serüvene. Kitabı yazarken sadece geçirdiği eğlenceli sürece değinmeyip zorluklarından bahsetmesi benim gözümde yazara karşı olan sempatiyi arttırdı. Anladım ki her güzel şeyin arkasında bir emek ve zorlu bir süreç var. Bu sürece değindiği için Marie Lu'ya teşekkür ederim.
*Spoilerlı kısım*
Tess karakterinden başlamak istiyorum. Tess'in Day'den hoşlandığı daha ilk kitapta Day'in yaralarını temizlerken kızarmasından belliydi evet. Ama yine de bu aşk ağına en sonunda yalnız kalacak bir karakterin eklenmesi üzücü bence. Ayrıca Tess'in duyguları yüzünden arkadaşlıkları bozulacak diye ödüm koptu ki maalesef öyle de oldu. Ama 3. kitapta aralarının bi şekil düzeleceğine inanıyorum. Ayrıca Tess'in red yemesine rağmen ısrarcı olması sinir bozucuydu biraz.
Anden'a gelirsek de, June ve aralarında Marie Lu'nun yine bir kitabı olan Warcrosstaki Emika ve Hideo çifti vibe'ı aldığım için ne yalan söyleyeyim yakıştırmadım değil ikisini. Fakat Day ile June bir başka tabi. Ayrıca Anden 2. favori yan karakterim. 1. Favori yan karakterim de Kaede. Hatta en sevdiğim yan karakter. Neden öldü gerçekten? Ağzım açık kaldı. bence böyle bir şeye gerek yoktu. Ayrıca keşke ölümünün üzerinde biraz daha durulsaydı. Bence Kaede bunu kesinlikle hak ediyordu.
En çok hoşuma gelen sahnelerden biri de Day'in halka hitap ettiği yerdi. Day gerçekten bir halk kahramanı olduğunu hissettirdi o sahnede. Anden ile iyi bir ekip olacaklar sonraki kitapta hissedebiliyorum bunu. Ayrıca sonunda Eden ile Day'in tekrar buluşması beni mutlu etti. Razor'un Cumhuriyet için çalışmasını da beklemiyordum. Beni şaşırttı ve rahatladım. Yoksa Day ve June'u gerçekten herkes yüz üstü bırakacaktı.
Vee son olarak Day'in hastalığı kısmına gelirsek, yazar için bu önceden düşünülmüş bir plot twist belli. Day'in baş ağrıları daha önce de vardı çünkü birden ortaya çıkmadı. Ama yine de ben biraz gereksiz dramatik buldum. Sanki sırf okurları etkilemek için konulmuş gibiydi. Hele Day'in bundan June'a bahsetmeden June'u kendinden uzaklaştırması vesaire, o kısım bana gerçekten biraz klasik geldi ve okurken bunaldım. Kitap hakkında bana çiğ gelen tek kısım bu olabilir. Ama Day'e son kitapta neler olacağını merak ediyorum. Bir şekilde yaşayacak mı yoksa ölecek mi?