Çizgili Pijamalı Çocuk Selamlar ,Uzun bir inceleme olacak keyifle okumanızı diliyorum :)
Kitabı okumaya uzun zaman önce başlamış birisi olarak kitabı neden arka sıralarda bıraktığımı ve yerine başka başka kitaplara yöneldiğimi bitirrdikten sonra idrak edebildim aslında..
Yazarımız bu kitabında bir çocuğun gözünden 2.dünya savaşı içindeki acımasız bir dünya atmosferini inanılmaz bir kalem ustalığı ile bizlere sunuyor. Bizlere de kitabı hiç sıkılmadan ve hatta durak bile vermeden bir an önce hikayenin nasıl sonuçlanacağını okumak kalıyor. En azından bende öyle oldu :)
Kitap içinde HİTLER ALMANYA'sı ve acımasız Fury'nin acımasız dünya görüşleri bizlere ustalık ile sunuluyor . Bu görüşleri bize o kadar güzel anlatan bir kısım var ki .. Bruno babasına penceresinden gördükleri insanları sorar ve
-Babası(toplama kampının sorumlu komutanı kendisi )
" O insanlar ..., şey, onlar insan değil Bruno" *Sayfa-51.
Evet , Katliamlardan sorumlu olan komutan, AST-ÜST ilişkisinin ne derece sert kurallara dayandığı ve ülke menfaatinin nasıl olur da herkesin ve de her şeyin üstünde tutulduğu bir kez daha sunuluyor bize...
Bu acımasız atmosfer içinde sürekli duyulan tek kelime "HEİL HİTLER" : ama bu kelimenin anlamı henüz 9 yaşında olan Bruno için :
" hoşçakal ve iyi günler demenin başka bir şekliydi " *Sayfa- 52.
Bruno babasının toplama kamplarında ki görevi dolayısı ile mutlu ve huzurlu oldukları Berlin'deki evlerini terk ettikten sonra inanılmaz derecede yalnız kaldığı ve arkadaşlarının hepsini kaybettiği ve kendi hayal dünyası içinde yaşam savaşı verdiği; yeni yaşam alanları olan OUT-WİTH (burası yahudi toplama kampı olarak veriliyor) içinde geçen yalnız günler. Bu günler içinde oyun amaçlı gerçekleştirdiği keşifler... Bu geziler sırasında tel örgüler arkasında kendisi gibi yalnız bir çocuğu görme anı ve tanışma sahnesi. Tanıştığı çocuğun kalbe dokunan sıcacık öyküsü ve tel örgüler arkasındaki zor yaşam koşulları ...
Tel örgüler dışında yer alan bir dünyada "EN AZINDAN İNSAN OLARAK ..." yaşadığını düşünen çocuk kalbinin mükemmel işleyişi ne de güzel ifade ediliyor kitapta bizlere. Okurken beni en çok hüzünlendiren kısmı paylaşıyorum sizlere :
Bruno ile tel örgüler arkasında yer alan arkadaşının tanışması esnasında geçen diyalog oldu :( Diyalog şöyle ki :
" - Bruno : Adın ne ?
- Çocuk : Shmuel..
- Bruno : Bu adı daha önce hiç duymadım ..
- Shmuel : " TEL ÖRGÜNÜN BU TARAFINDA ONLARCA SHNUEL VAR BELKİ DE YÜZLERCE , KEŞKE " sadece kendi adım olsaydı.. :(" *Sayfa-101
Ne kadar da acımasız bir diyalog değil mi ? Gerçek olmamasını dileriz hepimiz ; ama bu diyaloglar yaşandı ve belki de bunun daha da ağırlarına şahit oldu insanlar , acımasız toplama kamplarında :( :(
Bruno ve Shmuel .. Yasak olan bir arkadaşlığın öyküsü... Nazi Almanya'sı içinde yaşanan acımasızlıklar... Hepsinden de acısı bunların tüm dünyanın gözü önünde yaşanması durumu ve sizi dumura uğratacak hikayeler... John Boyne
Ah bruno , ne çok üzdün çocuk sen beni , meraklı dünyanda o kadar güzel karşıladınki beni ; bitişini ve senin hikayenin sonlanışını unutmayacağım :(
" Bir daha bruno'dan hiç haber alınamadı ..." *Sayfa- 197
Evet kitap bitti belki ama son sahneyi sizlere gösterip incelememi noktalamak istiyorum ...
" Aslında baktığı her yerde iki farklı tip insan görebiliyordu:
+ Mutlu, gülen, bağıran üniformalı askerler ve
+ Çizgili pijamaları içinde mutsuz, ağlayan, bir çoğu sanki uyuyormuş gibi
boşluğa bakan insanlar... *Sayfa-192