Demokrasi kavramı üzerine son yıllarda yaşadığımız deneyimlerden sonra çokça şüphe duymaya başladım. En nihayetinden insanlar tarafından icat edilen bir kavram değil mi? Dönemin şartları bunu gerektiriyor. Nasıl bundan 1000 yıl önce feodal sistem hakimse, 500 yıl önce imparatorluklar hakimse, bugünkü sistemde ise demokrasi hakim güç. Peki değişmeyen nedir? Değişmeyen şey; yönetenler gücünün hukuktan alırken, ezilenler yine ezilmeye devam ediyor. Değişen şey ise; anayasal bir metinle haklarını aramak için yasal bir zemin olması...
Muhafazakar, milliyetçi, liberal ya da sosyalist olmanız artık bir anlam ifade etmiyor. Bunlarının hepsinin demokrat olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Artık yaşadığımız bu dünyada eylemler veya sonuçlardan ziyade, "seçim yapmak" önemli. Yaptığımız seçimlerin aslında var olan sorunları çözmeyeceğini biliyoruz fakat seçim yapma özgürlüğünün kendisi bile yetiyor bizim için. Monarşi veya diktatörlükteki yoksulluk ile demokrasi rejimindeki yoksulluk arasında herhangi bir fark var mı? Muhtemelen yoksulların seçme özgürlüğü var diyeceksiniz. Ama asıl fark nedir biliyor musunuz? Monarşilerde ve diktatörlüklerde yoksullar elbet bir gün baş kaldırır. Demokrasilerde ise sandıkla gelen ne yaparsa yapsın sandıkla gitmelidir. O yüzden dört yılda bir kendi öz irademizle oyumuzu kullanır ve sonuçlarına katlanırız. Demokraside insanlar gönüllü olarak boyun eğer.