Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 19 Şubat 2023 14:37 》Şiiri olmasaydı Furuğ'a ne olurdu? Şiir onun için bir varolma hali, bir çığlık, kendini yaşama, anlatma, haykırma, içini dökme demek. Hayatın zorluklarına karşı şiirle hayatta kalabilmeyi denemiş bir kadın o.
》Furuğ Ferruhzâd İran'da dünyaya gelmiş. Şiirin yanısıra sinema, tiyatro, resimle de ilgilenmiş. Gazetelerde editör olarak çalışmış.
Erken yaşta bir evlilik yapmış ve boşanmanın uygun görülmediği bir zamanda ve şartlarda boşandığı için ömrü boyunca oğluna hasret bir hayat yaşamış. Bir kaza sonucu bu dünyadan göçtüğünde ise yalnızca 33 yaşındaymış.
》Yaşadığı dönemin bütün zorluklarından nasibini almış bir kadın o. Özgürlüğü seçtiği için, ataerkil bir topluma boyun eğmediği için, sesini çıkardığı için, bir kadın olarak toplumda yer almak istediği için dışlanmış. Yediği darbeler onun bir yanını hep eksik bırakmış.
》İşte şiirlerinde de ataerkil bu yapıya olan isyanı, kadınların bu toplumda karşı karşıya kaldığı baskıyı ve ayrımcılığı konu edinmiş.
》Bunun yanında şiirleri hayat, ölüm, özgürlük, mutluluk, keder, doğanın güzelliği, çirkinlik, umut, umutsuzluk, kadın ve sevişmenin mistik güzelliği gibi konuları kapsar.
》Yeryüzü üzerinde aykırı ruhları susturmak pek mümkün olmamıştır. Şiir de onun kendi yazgısına başkaldırı halidir, kendisine kesilen cezayı dünya için ışıltılı bir armağana dönüştürme şeklidir. Ve bu Yeryüzü Ayetleri de benim kendisiyle tanışma kitabım oldu. İlk dediğim şey ise "keşke daha önce okusaydım."
》Bir kadın olarak okuduğum her şiirinde yüreğinde kopan fırtınaları, yaşadığı bütün zorlu yılları, yalnızlığını, ölüme yüzünü dönüşünü, umutlu olmaya çalışırken aslında umutsuzluğun kucağında oluşunu iliklerime kadar hissettim.
》Güvensizliğini şu satırlarla anlatıyor Furuğ:
"seni öperken
asılacağın urganı da kafalarında örmeye başlayan
insanların
ayak sesleriyle doludur bu dünya"
》Ya da aşkı:
"ben üşüyorum
ben üşüyorum ve sanki bir daha hiç ısınmayacağım
sevgili"
"ve bütün yaralarım aşktandır"
》Yalnızlığını:
"ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum
ben bunca elin boşunalığını düşünmekten
bunca yüzün yabancılaşmasından
korkuyorum"
》Ölüme olan yakınlığını:
"ve o kadar ölüyüm ki
ölümden başka hiçbir şey
kanıtlayamaz varlığımı"
》Umutsuz olsa da umuda sığınmak isteyişini:
"ah, bırak kaybolayım sende
benden iz sürerek bulamasın artık kimse izimi"
"yaz bana, birlikte olduğumuz günleri düşününce yüreğime ışık doluyor"
》Ve çaresizce kabullenişini:
"o günler geçip gitti
o günler, kirpiklerimin arasından"
"gözyaşlarıyla can veren aşkımı
sen dinlerdin
ama görmezdin beni"
》Furuğ Rıza Beraheni'nin deyimiyle "İran'da tamamen biriciktir, dünyada ise kadın biriciklerin arasında." Ve artık benim için de öyle...
》Onu gerçekten anlamak istiyorsanız hayatı hakkında bilgi edinmenizi ve bu kitabı okumadan önce de önsöz kısmını dikkatle okumanızı tavsiye ederim. Ama naçizane bir tavsiye daha; kitabı benim gibi düşük modda olduğunuz bir zaman diliminde okumayın :')
》Ah Furuğ! Yaşadığın tüm zorluklara rağmen iyi ki geçmişsin dünyadan. Senin gibi güçlü kadınların her zaman var olması dileğiyle...