Merhabalar, Martin Edeni on dakika kadar önce bitirdim. Kitabı ve bana hissettirdiklerini unutmamak adına inceleme paylaşmaya karar verdim.
Öncelikle şunu demek istiyorum:
Martin'in Ruth'a olan aşkı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Hatta aşkı en güzel anlatan kitap buydu benim için. Martin kendi sınıfından sıyrılıp burjuva sınıfına katılmak isterken burjuvaların sadece kendi gözünde bu kadar bilgili olduklarını fark ediyor. Ne kendi sınıfının yersiz konuşmalarına ne de burjuva insanının ezbere, dogmatik konuşmalarına ; samimiyetsiz nezaketlerine katlanamıyor doğal olarak. Yiyecek yemeği olmadığı, eşyalarını rehin verdiği günlerde sonradan meşhur olacak olan kitaplar yazılmıştı fakat burjuva kesimi o anlarda yüzüne bakmamıştı. Kitapların ani bir şekilde meşhur olmasıyla durum tersine dönüyor ama Martin de işte tam olarak bunu kavrayamıyor. "Kitaplar yazılmıştı." diye bir serzenişi var ki çok fena. Sonrasında bir karamsarlık kaplıyor martini, depresyona giden bir karamsarlık.(Burada Ruth Martini ziyarete geliyor fakat artık aşık değiller kesinlikle) Bu kısım da çok güzel anlatılmıştı bana kalırsa. Kendi olduğu için sevilmiyor, sevildiği yerde de (Kendi sınıfından insanların oldugu yerde) zevk almıyordu. Böyle olunca insanlardan kaçmaya başladı ve intihara doğru sürüklendi. Öyle yani sevdim kitabı, keşke zamana yayarak değil de kısa zamanda okusaymışım. İyi okumalar..